Benim Temmuz’um

2 temmuz 1993'de Sivas katliamında yakılarak öldürülen 35 aydınımızı hasretle, saygıyla anıyoruz. Zeynep Altıok Akatlı Birgün Gazetesi’nde yazdığı köşe yazılarından İzmir Art için derledi. Hiç bir katliam zaman aşımına uğrayamaz.

Zeynep Altıok Akatlı 2 Temmuz 2024

Pir Sultan Abdal’ım bu dünya fani

Baştan başa kim sürdü bu devranı

Yarin bir çift sözü üşüttü beni

Yüce dağ başında donmuşa döndüm

Pir Sultan ABDAL

 

Temmuz takvimi başkadır. Yılın tamamında yüreğin arkasında sessizce bekler. Tüm bir yaşamı yönetmiştir 2 Temmuz, sanki tüm bir yılı büyük bir dengede tutmak ister gibidir. Yıl boyu zamanını bekler görünse de temmuz kendi içinde başlı başına bir yıl sürer. Temmuz saati de öyle. 2 Temmuz’a ayarlıdır. Yelkovan haziran ortası gibi başlar dönmeye. Kor gibi bir ay. Tarih 2 Temmuz’a yaklaştı mı bir telaş kabarır yüreğimde. Sonra iyi yönetilmiş bir takvimle planlanmış programlar, peşi sıra açıklamalar, mesajlar... Büyük bir saygı ve sorumlulukla her yere yetişmeye çalışırım. Bir eksik bıraksam büyük bir huzursuzluk. Bir fazla olsun, oraya da yetişeyim dedikçe yükün ağırlığı ile büyük bir iç yorgunluğu. 

Yazar Füsun Altıok Akatlı ve şair Metin Altıok

Başkalarının takvimi, saati tutmaz bizimkiyle. Günler kala hatırlanır, herkes sizi ister, davet eder. Sadece birkaç gün sürecek ilgiyi önemser, gündemi kaçırmamak, mümkün olduğunca sesimizi duyurmak isterim.

Söyleyecek söz çoktur. Ama otuz bir yılın mekaniği, yol alamamışlığı, adalet savaşında hiç değişmeyen sonuçsuzluğu karşısında söylenmese de olur gibi görünen sözler söylenmese hiç olmayacak önemdedir. Mutlaka söylenmelidir, ben de büyük derin bir çukurun dibinden bağır bağır anlatırım. Konuşurken otuz bir yıllık söz vardır dilimde. Çoktur, uzundur, tatsızdır, kara ve umutsuzdur anlatılacaklar. Kendimden sıkılırım anlatırken çoğunluk. Bıktığımdan değil yine aynı şeyleri tekrar etmekten utanırım. Ama ne kadar uzun da anlatsam sonunda hep kısa ve eksik kalır söyleyeceklerim, söylenmesi gerekenler. 

Metin Altıok

Temmuz takvimi çiftçinin mevsim takvimi gibidir. Öncesi örtülü olanı açmakla başlar. Toprağı sürmek gibi, kökleri açmak, kurumuşları temizlemek, yeni bir söz filizi bulmak için toprağa su vermek. Emek emek uğraşmak gerekir. Sonra gün ağarmadan yollara düşmek gün battığında yorgun yeni günü yakalamak. Sonrası ise yeni yıl dönümüne hazırlanmak için etrafı saran yabani otları ayıklamak, içindeki çürümüşleri temizlemek, iyice arınmak için anız yakmak ve nadasa bırakmak. Döngüyü korumak. O yıl don yaparsa, dolu yağarsa, vali yasak koyarsa, firari sanıklar Cumhurbaşkanı’nın keyfi ve şahsi affıyla serbest kalırsa, dava zaman aşımına uğratılıp kapatılırsa imeceye başvurmak seneyi çıkartmak ve yenisini kovalamak gerektir. Baştan başa devranı sürmek ve muktedire direnirken yarin sözüyle üşümek de vardır hep bu döngüde. 

Sivas Katliamı’nın otuz birinci yılındayız. Otuz bir yıldır anlatıyor, otuz bir yıldır az gidiyoruz uz gidemiyoruz. Dere tepe düz de gidemiyoruz. Biz hep yokuş yukarı gidiyoruz.

Geldiğimiz noktada bir insanlık suçu olan Sivas Katliamı için zaman aşımı kararı verilerek toplumun en az yarısının sisteme olan güveni sarsılmış, adalet duygusu körelmiş ve toplumsal travmaları tetiklenmiştir.

Bu karar, Anadolu topraklarındaki toplumsal barış ve birlikte yaşama iradesine vurulabilecek en büyük darbedir. Bizler verdiğimiz hukuk mücadelesini sonuna kadar taşırken Türkiye’deki demokratik mücadeleden de asla vaz geçmeyeceğiz. Biliyoruz ki, hukukun çöz(e)mediği sorunlar, aslında siyasetin sorunudur. Yeni Sivas’lar olmaması laiklik ilkesinin uygulanması için cesaretle adım atacak, iktidarın din istismarıyla yarattığı ayrımcılık ikliminde iktidarın dayattığı kodlara, terminolojiye esir olmadan gericilikle mücadele ederek siyasal ideolojiler ile iktidar arasında koruyucu kalkan olacak bir muhalefete özetle yeni bir siyasete ihtiyaç var. 

Bugün 2 Temmuz 2024. Temmuz takvimi henüz yanıltmıyor. Yüreklerimiz yangın yeri. Temmuz’un ateşi bu yıl yine önce ormanlarımıza düştü. Ormanlarımızı, hayvanlarımızı, topraklarımızı, çocuklarımızı, onurumuzu, direnenleri, mücadele edenleri, susturulanları, adalet bekleyenleri, dayanmaya çalışanları, tutunanları kalbimin en derininde hissediyorum. Benim Temmuz’um bir ömür sürer. Varsın temmuz bizim olsun, bizim kalsın. 

Zeynep Altıok Akatlı

 

Zeynep Altıok Birgün Gazetesi’nde yazdığı köşe yazılarından İzmir Art için derledi.

 

Fotoğraflar
Videolar
Yazar Profili
Zeynep Altıok Akatlı
Zeynep Altıok Akatlı

1 İçerik

Ankara'da doğdu. Şair Metin Altıok ve yazar Füsun Altıok Akatlı'nın kızıdır. İstanbul Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümünden mezun oldu. Reklam ajanslarında müşteri ilişkileri koordinatörü ve grup yöneticiliği görevlerinde bulundu. 1993 yılında babası Metin Altıok'un vefatından sonra çeşitli gazete ve dergilerde deneme ve söyleşileri yayımlandı. Milliyet Sanat dergisinde yazdığı portreleri ve denemelerini Yıldız İzi adlı kitabında bir araya getirdi. Babası için hazırladığı Gölgesi Yıldız Dolu adlı armağan kitabını 2003'te yayımladı. Babasının kendisine yazdığı mektupları Metin Altıok'tan Zeynep'e Mektuplar adıyla kitaplaştırdı. Çeşitli sosyal yardım kuruluşlarındaki görevlerinin yanı sıra kültür ve sanat dünyasının sorunları üzerine de çalışmalar yaptı. 2012'de siyasette görev almaya başladı. 2015 yılında Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili olarak meclise girdi. 2008 yılından beri Metin Altıok Şiir Ödülü'nü düzenlemektedir.

Yazar Profil Sayfası