Edebiyat Rotası


EDEBİYAT ROTASI

Kanatlı cümleler, kitaplar, kelimeler için bir yola çıksak bu yol bizi nereye götürür İzmir’de, hangi duraklara uğrarız? İzmir’de edebiyat ile yazı ile nerelerde buluşuruz; kelimeler nerelerde doğar, nerelerde birikir İzmir’de. Edebiyatın hafıza mekanına dönüştüğü ve edebiyatın bir anlamda yaşandığı yerleri takip edersek nerede buluşuruz? Örneğin Urla’da Necati Cumalı ile nerelerde buluşuruz; Atilla İlhan’ın büyülü dizeleri İzmir’de nerelerde karşımıza çıkar. 

Sıradan bir edebiyat kenti değil İzmir. Kökleri pek kuvvetli burada. Homeros’a uzanan bir birikim var ve bu birikimin etkileriyle neredeyse kuzeyden güneye, körfezden içlere sıklıkla karşılaşılabilir. Kentin edebiyat tarihini ve belleğini keşfetmek için yola çıktık. Bazı semtlerden geçerken İzmirli şairlerin, yazarların kent için hatta o semt için yazdıkları cümleleri, mısraları hatırladık. Bu kısa yolculukta duraklarımız çoğunlukla müzeler, anı evleri ve bir de kütüphane. Rota boyunca ziyaret edilecek müze ve anı evlerinin hepsi, kent mimarisinin farklı amaç; farklı dönem ve farklı anlayışlarını temsil eden değerli yapıları. Yani bu rota ile kentin mimarlık tarihine az da olsa, kenarından köşesinden dokunuyorsunuz. 

Rotada olmayan kentin diğer ilçelerinde bu rotalara eklenebilecek müzeler, anı evleri ve arşivler var hiç kuşkusuz; bunlar bir sonraki yolculuğumuzun heyecan verici yerleri olacak.

İZMİR EDEBİYAT MÜZE KÜTÜPHANESİ

İlk durak Bornova… İzmir Edebiyat Müze Kütüphanesi

Böylesi bir rotanın ilk durağı olması için iyi bir aday. İzmir’in en genç müzelerinden. Kültür Bakanlığına bağlı müze geçtiğimiz sonbaharda hizmete girdi. Müze, İzmir’in ilk; Türkiye’nin sekizinci edebiyat müzesi olarak tanımlanıyor. 

Müzeye, İngiliz bir aile tarafından 1904 yılında yaptırılan 13 oda ve üç kattan oluşan “Tristramp Köşkü” olarak bilinen yapı ev sahipliği yapıyor. Tarihi köşkün kendisi de geçirdiği restorasyonun ardından müzenin sergilendiği “nadide bir parça” olarak karşınızda. Giriş kapısına uzanan basamakları çıktıktan sonra sizi küçük bir sürpriz karşılayabilir. Müze ziyaretçileri, birinci katının bir kısmında bir entomoloji (böcek) koleksiyonunu da inceleme şansı bulabilirler. Zira binanın bir dönem, “Böcek Müzesi” olarak bilindiğini de hemen belirtelim.

Müze engelsiz bir müze. Giriş kapısında ve ayrıca binanın ikinci katına erişimi kolaylaştıran engelli asansörleri kullanıcılarının hizmetinde. Onun için müze çağdaş müzecilik anlayışına uygun bu politikası nedeniyle ayrı bir ilgiyi de hak ediyor. 

Binadaki çok sayıdaki oda birer sergi salonu olarak kullanılmış. Her salon kendi içinde bir temayı izleyiciye aktarıyor. Bir salon kent ile edebiyat arasındaki ilişkiye odaklanırken, bir diğeri içinde İzmir geçen, konusu İzmir olan şiirlere odaklanıyor. Bu odalarda anlatıların ana merkezi, bu temalar üzerine odaklanan, üzerinde içeriklerin yer aldığı panolar yer almaktadır. Yani izleyici bu panolar ve içeriklerine biraz zaman ayırabilir. Müzenin diğer bir ilgi çekici noktası, - burasının aynı zamanda da bir “kütüphane” olduğunu hatırımızda tutalım- her odada her temaya eşlik eden kitapların yer aldığı kitaplar yer alması. Kütüphanenin materyal sayısı; satın alınan kitaplar, Atatürk İl Halk Kütüphanesi koleksiyonunda bulunan Kent Arşivi koleksiyonu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden bağışlanan eserler ile birlikte 5.108’e ulaşmıştır. Kütüphane’de 1.965 adet Dünya Edebiyatı, 661’i Çocuk Edebiyatı eserleri olmak üzere adet 2.846 Türk Edebiyatı ve 100 adet İzmir Kent Kitaplığı koleksiyonu yer almaktadır. Ayrıca   TEDA Projesi kapsamında 60’dan fazla dile çevrilmiş Türkiye ve Türk Edebiyatına ilişkin kitaplar da yer almaktadır.  Bundan başka her sergi salonu bir koltuk ihtiva ediyor. Yani kitap inceleyip, not tutmak için ideal.    

Müzenin giriş katında Edebiyat Müzesi’ne ayrılan bu ilk kısmında ziyaretçiyi, yaşamının önemli bir kısmını İzmir’de geçiren ve yaşama çok sevdiği bu kentte veda eden Muzaffer İzgü’ye ait kişisel eşyaların yer aldığı bir anlatı bekliyor, ki zaten müze boyunca kendisine ait eşyalar ile sıkça karşılaşılacak ziyaretçiler. İkinci kat ise sadece sergi salonları değil, aynı zamanda özel toplantı salonu ve kütüphane de mevcut. Bu katta gözünüze çarpan ilk nokta ise Atilla İlhan’ın özel ve mesleki yaşamına ait eşya ile kendisinin külliyatının sergilendiği oda.   Kendisiyle özdeşleşen kasketlerinden bir tanesi, fahri doktora heykelciği ile “Birinci Cuma” adlı şiirin bir nüshası dosyası içinde meraklılar ile buluşuyor. Bundan başka değerli pek çok fikir ve edebiyat insanın anıları sergileniyor müzenin bu kısmında yer alan salonlarda: Muzaffer İzgü ve Atilla İlhan ile birlikte Yaşar Aksoy,  Samim Kocagöz, Turgay Gönenç bu isimlerden.

Bu genç müze hiç kuşkusuz İzmir gibi bir edebiyat kentinin bu yönünü temsil edebilecek bir müzenin ilk adımı olması açısından değerli; müze ve ziyaretçisi arasında güzel, dolu bir ilişki vaat ediyor gelecek için. Müze Cumartesi – Pazar hariç haftanın beş günü 08.30 – 17.30 arası açık…

İzmir Edebiyat Müze Kütüphanesi’nde kitaplar ile dolu bir dünya sizi bekliyor. Bu seferki durağımız, aslında bir edebiyat müzesi ya da ünlü bir yazara ya da şaire ait bir anı evi değil. Kitaplar ve kağıt üzerine bir keşfe çıkacağız.

 

 

EGE ÜNİVERSİTESİ KİTAP ve KAĞIT MÜZESİ

Müze, koleksiyonu ile İzmir’in zengin müzelerinden bir tanesi. 2013 yılında faaliyete geçen müze tematik olarak kentin ilk örneği.

Yukarıda bahsedildiği gibi bu rota biraz da izleyiciyi kentin tarihi olarak değerli mimari yapılarıyla da buluşturuyor. Müzeye ev sahipliği yapan şık yapı, ilk sahipleri Balian Ailesine atfen Balian Köşkü olarak bilinen, 19. Yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen köşk… Geniş bahçesi ve güzel ağaçları ile her daim görülmeye değer. Ayrıca müze girişinde sizi, bir sanat eseri; heykeltıraş İlker YARDIMCI’ya ait “Lirik İleti” isimli heykel karşılıyor. 

Müzeyi, sergilenen eserler bağlamında iki ana kısma bölsek yanlış olmaz herhalde. İlk kısım doğrudan kağıt v.b. ana malzemesi temelinde üretilen eserlerden oluşan sergiler; diğeri ise kağıt, kağıt sanatları ile kitap kavramının bir arada görüldüğü, beraber kullanılarak birbirini tamamladığı ilgi çekici işlerden oluşan teşhir ve anlatılar. Ayrıca yoğun bir obje teşhirinden oluşan temposuyla ağır da bir anlatıma sahip.

Ege Üniversitesi Kitap Ve Kağıt Müzesi önemli sanatçıların imzasını taşıyan, eserlerden oluşan hatırı sayılır bir koleksiyona sahip. Dolayısıyla müze boyunca pek çok bağışçı ve sanatçının desteğini görmek mümkün. 

Müzenin alt katında, Kağıt Sanatı başlıklı bölümünde pek çok sanatçıya ait farklı kağıt türlerinden oluşturulan eserler var. 38 ülkeden 42 sanatçının ortak eseri olan “One world Many Papers” adlı 2009 tarihli çalışma ile Jaen Ingram Allen tarafından karışık teknik ile İzmir’e özgü bitkilerden yapılan kâğıtlardan oluşan 2015 tarihli “İzmir İl Haritası”  ilk bakışta salonda en çok ilgi çeken eserler arasında.  Bunlardan başka müze boyunca özellikle kâğıt, kağıt yapım teknikleri, araç gereç;  farklı türden kağıtlar ve kağıt sanatlarına ilişkin detaylı bilgiler örnekler eşliğinde veriliyor. Köşkün bahçesindeki ağaçlardan elde kâğıtların sergilenmesi de ilginç bir deneyim oluyor. Bundan başka origami sanatı örnekleri özellikle küçük ziyaretçiler keyifli. Star Wars serisinin bilge Yoda’sıyla karşılaşma oldukça eğlenceli olabilir.

Üst katlar özellikle ambiansı ve teşhir yöntemleriyle oldukça dikkat çekici. Bu kat ise neredeyse kağıt, kitap ve kitap sanatlarına ayrılmış. Usta sanatçıların elinden çıkan ex-libris örneklerinden tipografik baskı teknikleriyle oluşturulan kompoziyonlara kadar geniş bir koleksiyon sizleri bekliyor. Müzenin en çok ilgi çekici bölümü herhalde minyatür kitap örneklerinin yer aldığı bölüm. Josua Reichters’ın 32 sayfalık Japon ipek kağıdına basılmış ve elle deriye ciltlenmiş "Bilder-ABC" (Resimli Alfabe Kitabı) dünyanın en küçük kitabı izleyiciler ile buluşuyor. Farklı kitap biçimleri, körüklü kitap örnekleri; yine farklı dönemlere çocuk kitapları teşhir ünitelerinde ilgilileri bekliyor. Değişik baskı teknikleri ve ciltleme örnekleri özenli bir şekilde anlatılmış.  Andy Warhol, Chagall, Picasso, Miro, Dali, Wassily Kandisky ve Henri Matisse gibi ünlü sanatçıların eserleri görülebilir. Ayrıca Sanatçı Süleyman Saim Tekcan’ın bağışladığı eserlerden oluşan kalıcı sergi, görülmesi ve dikkatle izlenmesi gereken değerli üretimlerden.

Ege Üniversitesi Kitap Ve Kağıt Müzesi gezmesi ve incelemesi keyifli; zor ama öğretici bir müze deneyimi sunduğunu söylemeliyiz. Müzeye giriş ücretli; Pazartesi ve Pazar günleri dışında müze her gün ziyaret edilebilir. Ayrıca müzenin hali hazırda bir kataloğu ne yazık ki basılı olarak mevcut değil. Dijital bir versiyonu için: https://egekitap.ege.edu.tr/files/kagit-kitap-muzesi/#p=44

Güzel Bornova’dan ayrılalım ve şehirdeki yazınsal faaliyetlerin izin sürmek için rotamız boyunca seçtiğimiz bir diğer noktaya doğru ilerleyelim. Basmane'deyiz artık, kent tarihinde en önemli yapılardan bir tanesinin sınırları içindeyiz:  Agios Vukalos Kilisesi. Ve bu yapının müştemilatı içinde yer alıyor.

 

İZMİR GAZETECİLER CEMİYETİ BASIN MÜZESİ

2012 yılında faaliyete geçmiş eski bir müze. Ciddi bir arşiv çalışmasının ardından oluşturulmuş. Koleksiyon içinde çoğunlukla geçtiğimiz yüzyıldan kalma artık birer tarihi eser niteliğindeki fotoğraf makineleri, video kameralar, daktilolar ve yayın araçlarını içeriyor çoğunlukla. Ancak kentin özellikle basın tarihine odaklanırken tarih boyunca İzmir’de yayınlanan gazetelere ve dergilere panoları boyunca yer vermesi, ziyaretçiyi İzmir yazını dolayısıyla edebiyatına hususunda bilgilendirici bir nitelik arz ediyor. İzmir’in 19. Yüzyıldan başlayan basın serüvenine ilişkin kronolojik bir yolculuğa çıkarıyor.  

Her oda bir başka temaya, bir başka isme ya da bir başka olaya ev sahipliği yapan bir sergi salonu. Öldürülen Gazetecileri Odası, basın şehitlerine ayrılmış. Ahmet Taner Kışlalı’ya ait eşyalar müzenin değerli ancak hüzünlü anılarından. Bundan başka Atilla İlhan ile burada da karşılaşabilirsiniz, kendisinin Demokrat İzmir gazetesinde yazdığı yıllardaki masası ve sandalyesi, müzede sergilenen objeler arasında. Masanın arkasında yer alan ekranda ise kendisinin bir zamanlar yapmış olduğu TV programından parçalar gösterilmekte. Koridorun hemen sonunda yer alan farklı dönemlere ait gazetelerinden alınarak kolajlanmış reklamlar ise oldukça keyifli. 

Müze, pazartesi hariç hafta içinde 09.00 – 17.00 saatlerinde gezilebilir.

İzmir’in yazın hayatını keşfederken kent için çok özel bir kütüphaneyi ziyaret etmeden olmaz.

 

İZMİR MİLLİ KÜTÜPHANE

Rotamızdaki yeni durağımız, Milli Kütüphane… 1912 yılında kurulan kütüphanenin mevcut binası, 1. Dünya savaşı ve sonrasında yaşanan Yunan işgali, yaşanan kimi zorluklarının ardından 1933 yılında hizmete girmiştir. Kütüphane ve hemen yanındaki sinema binası neo-klasik üslubuyla Cumhuriyet Döneminin ilk binalarındandır. Mimarı Tahsin Sermet Bey’dir.

Kütüphane salonu kuşkusuz İzmir’in en görkemli ve şık salonlarından bir tanesidir ve en az koleksiyonları kadar dikkat çekicidir. Kitapların içinde yer aldı dolaplar 2. Meşrutiyet yıllarına kadar uzandığı bilgisi de oldukça ilgi çekici olacaktır. Salonunu çevresinde yer alan dolaplar boyunca, görevliden de izin alarak yapacağınız “çalışanları rahatsız etmeden yapılacak sessiz bir tur” dolap içlerinde yer alan değerli eserleri sizinle tanıştıracaktır.

İlginizi çeken konulara ilişkin bir katalog taramasın kartlar ve çekmeceler içinde yapabilmek keyifli bir o kadar da öğretici olacaktır. Kütüphanenin ulusal bir gazete tarafından 2007 yılında Türkiye’nin en iyi 10 kütüphanesinden bir olarak gösterildiğini de unutmayalım. 

 

 

 

 

 

 

APİKAM – AHMET PİRİŞTİNA KENT ARŞİVİ ve MÜZESİ

 

Edebiyat rotasına eklenecek değerli bir nokta kuşkusuz APİKAM-  İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi… 2004 yılında hizmete açılan kurum, İzmir belleği.  Ulusal, yerel gazeteler; dergiler, İzmir’e fotoğraflar, kartpostallar belgeler, kitaplar, yazma eserler; koca bir arşiv ve koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Kurumun daimi bir sergi salonu yok. Ancak girişte yer alan teşhir ünitelerinde, bu arşive ait efemeradan değerli örnekler görebilirsiniz. Bunun dışında en üst katında yer kütüphanesi, dijital arşivine erişimi özellikle kent tarihi çalışacak araştırmacılar için  kuşkusuz bir hazine. Ahmet Piriştina ve Orhan Koloğlu’na ait  kitaplar raflarda okuyucuları ile buluşmayı bekliyor. Ayrıca kurum tarafından yayınlanan kitapları buradan edinebilirsiniz.

 

Bir sonraki rotamızda; Teos Yazar Evi ve Araştırma Merkezi, Necati Cumalı Anı ve Kültür Evi, Necip Paşa Kütüphanesi, Reşat Nuri Güntekin Çocuk Kitaplığı'nı kapsayan keyifli bir güzergah sizleri bekliyor.
 

 

 

Lokasyonlar