"Edebiyatın birleştirici gücüyle zihinlerdeki tüm sınırları ortadan kaldırmayı hedefliyoruz." Yazar ve Yayıncı Kerem Işık ile Röportaj

İzmir'de 2021 yılında kurulan Livera Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmeni aynı zamanda yazar olan Kerem Işık ile yayınevinin kuruluşu, yayınlanan eserleri, gelecek planları üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

Anıl YILDIZ 6 Aralık 2022

Livera Yayınevi Genel Yayın Yönetmeni Kerem Işık ile Röportaj

İzmir.Art: Livera Yayınevi’nin kuruluş sürecinden, özellikle edebiyat alanında Livera’nın motivasyonundan bahsedebilir misiniz? 

Kerem Işık: Nisan 2021’de resmiyet kazanan Livera Yayınevi, yoğun olarak İstanbul’da konumlanmış edebiyat dünyamıza İzmir’den yepyeni bir soluk kazandırabilme arzusu ve “Şimdi ve Burada” şiarıyla yola çıktı. 

Edebiyatın birleştirici gücüyle zihinlerdeki tüm sınırları ortadan kaldırmayı hedefleyen Livera Yayınevi bir yıl gibi çok kısa bir zaman içerisinde toplam 54 kurgu ve kurgu-dışı eserin telifini alarak Türkiye’de iyi edebiyatın ve günümüz dünyasının temel meselelerine odaklanan düşünce metinlerinin değerini bilen bir okur kitlesine hitap etmek üzere çalışmalarını sürdürmekte. 

Küreselleşmeyle birlikte hızlı bir değişim sürecini anbean yaşadığımız günümüz dünyasında hepimizin yüzleştiği – ve de yüzleşeceği – sorunları merkeze alan edebi metinler ve edebiyat dışı verimlerle odaklandığımız meseleleri kuşatıcı bir perspektifle ele alabilmemize olanak sağlayacak bir yayın programı oluşturma gayreti içerisindeyiz. Gelecek kuşaklar için gerçekleştirilebilecek değişim ve dönüşümlerin, tam da içinde yaşadığımız anda atılacak adımlarla mümkün olduğuna inandığımızdan “Şimdi ve Burada” ifadesini şiar edindik. Yayın programımızda bulunan ve içinde bulunduğumuz zamanın temel meselelerine farklı açılardan yaklaşan eserler aracılığıyla cinsiyet eşitliği, ayrımcılık, iklim krizi ve gelecek tahayyülleri gibi temel meselelere duyarlı okur kitlelerine ulaşabilmeyi hedefliyoruz.

Aktif bir parçası olduğumuz gündelik hayatta kimliklerimizi inşa edebilmek için yaşamlarımız boyunca çaba sarf etmemiz gerektiği düşüncesinden hareketle her türden ayrımcılığın alaşağı edilebileceğine yürekten inanıyoruz. Bu bağlamda, empati duygusunu geliştiren edebiyat metinleri aracılığıyla gelecek nesiller için hayalini kurduğumuz dünyanın temellerini ancak Şimdi ve Burada atabileceğimizi biliyoruz. Dünyanın dört bir yanında gündelik hayatları derinden etkileyen kayıp ve acılar göz önünde bulundurulduğunda kişisel talihsizlikler (yahut acılar) insanlığı çepeçevre saran keder duygusunun altında ezilerek göz ardı edilebilmekte. Edebiyatın tam da bu noktada devreye girerek hiçbir ayrım gözetmeksizin hepimizin hayatlarına dokunan evrensel meseleler üzerinden özgürlük, adalet ve eşitlik gibi kavramların zihinlerde yeşermesine yol açabilecek güce sahip olduğuna inanıyoruz. 

İzmir.Art: Livera Yayınevi kurulduğundan bugüne kadar edebiyat alanında etkileyici eserler yayımladı. En son sizin çevirinizle Andre Acıman’ın “Mısır’dan Çıkış” romanını yayımladınız. Bir edebiyatçı ve çevirmen olarak da eser seçimlerinde özellikle dikkat ettiğiniz hususlar nelerdir? 

K. I. : İlk kıstasımız elbette ki seçilecek metnin belirli bir edebi anlayışın ürünü olması. Bu bağlamda hayranlıkla izlediğim bazı yazar ve yayınevlerinin verimlerini yakından takip etmeye gayret ediyorum. İkinci kıstasımız metinlerin “ortak dertlerimiz” diye nitelendirilebilecek meselelere odaklanıp bunlara farklı ve nesnel bir bakış açısıyla yaklaşabilmeyi başarabilmiş olmaları. Elbette ki belli başlı ödülleri, bu ödüllerin uzun ve kısa listelerini, edebiyata ve odağımızdaki meselelere benzer bakış açılarıyla yaklaşan bazı yazar ve editörlerin öneri ve tavsiyelerini de dikkate almaya gayret ediyoruz. 

İzmir.Art: Sizin de öykü kitaplarınız ve romanınız yayımlandı. Bir yazar olarak, Livera’nın genel yayın yönetmenliğini daha ince işçilikle yürüttüğünüzü düşünebiliriz. Livera’nın da bu süreçte size kattıkları nelerdir? 

K. I. :Nasıl ki her yazarı aslında yazar kimliğinden önce bir okur olarak nitelendirmek gerekiyorsa, Livera için yürüttüğüm çalışmalarda da iyi bir okur olma uğraşı ve heyecanıyla ilerlemeye gayret ediyorum. Livera’daki çalışmalarıma başlamadan önce de – az önce bahsettiğim iyi bir okur olma uğraşı kapsamında – yurtdışında yayımlanan kitapları, beğendiğim yayınevlerini ve yazarları uzun yıllardır takip etme alışkanlığım zaten vardı. Bu süreçte bahsettiğim yakın takipte olma halini biraz daha derinleştirme ve bu takipte olma halinin odağını genişletme fırsatı buldum. Livera’da ağırlıklı olarak Türkçeye daha önce çevrilmemiş yazarların eserlerine öncelik vermeye gayret ettiğimiz için de yeni yazarları ve son derece hızlı bir şekilde değişip gelişen yurtdışı edebiyat ortamını çok daha yakından takip etme imkânı buluyorum ki bu bence gerçekten ufuk açıcı bir süreç. 

İzmir.Art: Livera Yayınevi’nin nasıl bir okur kitlesi oluştu? Okur-yazarlarla etkileşiminiz nasıl? 

K. I. : İlk başlarda tüm bağımsız yayınevleri gibi bazı sıkıntılardan ötürü okurlara dilediğimiz gibi erişme imkânı bulamadık, ancak artık bu sorunu aştığımızı düşünüyorum. Dolayısıyla yayımlanan her yeni kitabımızla birlikte Livera’yı heyecanla takip eden ve kitaplarımızın gerek baskı ve kâğıt kalitesi gerek içerik olarak belirli bir standardın üstünde olduğunu fark eden bir okur kitlesinin oluşmaya başladığını görebiliyorum ki bu son derece heyecan verici bir süreç. Okurlardan kitaplarımızla ilgili giderek artan sayıda geri bildirim ve yorum almaya başladık. Önümüzdeki süreçte de çeşitli yazar-çevirmen-okur buluşmalarıyla bu karşılıklı etkileşimi derinleştirmeyi hedefliyoruz. 

İzmir.Art: Kitabevinizde aynı zamanda sergiler, etkinlikler de düzenliyorsunuz. Livera’nın sanat anlayışını öğrenebilir miyiz? 

K. I. : Evet, İstinye Park’ta 25 bine yakın arşivi olan bir kitabevimiz de var. Okurların kitapları incelerken birbirinden değerli sanat eserlerinin arasında kahve ya da şaraplarını yudumlayabileceği, çok özel bir menüsü de olan bir kitabevi. Kitabevinde çeşitli imza ve söyleşiler yaptık, önümüzdeki dönemde de yapmaya devam edeceğiz. Günümüz sanat dünyasında özgün eserler vermeye devam eden sanatçıların koleksiyonlarını kitapseverlerle buluşturarak farklı sanat dalları arasında bir köprü görevi görmeyi hedefliyoruz. 

İzmir.Art: Önümüzdeki dönem projelerinizden bahsedebilir misiniz? 

K.I. : Çeviri kurgu ve kurgu dışı kitaplar yayımlamaya devam ediyoruz. Bunun yanı sıra üç farklı seri üzerinde de çalışmalarımız sürüyor ve Aralık ayı içerisinde “İnsan ve/veya Hayvan” adını verdiğimiz serinin ilk kitabı olan “Yol Ayrımları: Antroposen’den Çıkış Üzerine Bir Deneme” yayımlanacak. Bu dizide farklı soruların peşine düşmek niyetindeyiz: Başka bir insana daha gücümüz yeter mi? Doğayı insanın dışında ve altında konumlandıran düşünsel patikaların felsefi, sosyolojik, antropolojik, arkeolojik vs. derinliğini araştırmak bize insanlığın Antroposen çağdan çıkışına ilişkin bir ipucu verebilir mi? Başka bir açıdan bakmayı nihayet öğrenmeye başladığımız bu dünya içerisindeki oluşumuzun başka tarzlarını icat etmemiz hâlâ mümkün mü? 

“Yakışıksız Kitaplar” üst başlığıyla yayımlanacak diğer dizimiz öncelikle teorinin maruz kaldığı pratik ön-sansüre bir gedik açmak amacıyla tasarlandı. Burada söz konusu olan, düşünce yaşamına dışarıdan yahut yukarıdan dayatılan bir yasak olarak sansürden ziyade, teori alanının zihninde ve organlarında hüküm süren içsel bir dışlama pratiği. Eleştirel düşüncenin kapsamı dışında bırakılmaya çalışılan ‘yaramaz’, ‘muzır’ ve ‘yakışıksız’ konuları tam da felsefe, sosyoloji ve tarih gibi çeşitli disiplinlerin kesiştiği noktada ele alarak düşünceyi yaşamın asli meseleleriyle buluşturmaya küçük bir katkı sunmayı hedefliyoruz. 

Üçüncü dizimiz ise “Edebi Patikalar”. Bu dizinin ilk kitabı “Travma Çağında Şimdi ve Gelecek” başlığıyla yayımlanacak çok-yazarlı bir derleme kitap olacak. Türkçe edebiyatta travmaya ve beraberinde getirdiği hafıza meselelerine şimdinin tarihi, geleceğin imkânlarıyla bakmayı diliyoruz. İlerleyen süreçte, anlatı sanatındaki değişim ve dönüşümlere odaklanacağımız farklı kitaplarla ilgili çalışmalar yapmayı da hedefliyoruz. 

Bahsettiğim tüm dizilerde telif yazılardan oluşan en az bir derleme kitap ve dizinin meselelerine odaklanan çeviri kitaplarla okurlara aynı meseleye farklı açılardan bakma imkânı sağlamak istiyoruz. 

İzmir.Art: İzmir’in kültür – sanat ortamını, üretimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? İstanbul, Ankara ve diğer şehirlerle karşılaştırınca farklılığı, zenginliği, eksiklikleri nelerdir? 

K. I. : Maalesef arzuladığımız seviyeden çok uzak. Kökleşmeye başladığını düşündüğümüz iyi işlerin ve etkinliklerin farklı yönetim anlayışları nedeniyle sonlandırıldığını görüyoruz. Bunların başında İzmir Öykü Günleri geliyor kanımca. Duyurusu yapıldığında ve hizmet verdiği süre boyunca heyecan verici bir gelişme olarak gördüğüm fakat sonrasında bunu göremediğimiz Tarık Dursun K. Yazarevi de bir diğeri. Kalıcılığa ve sürekliliğe odaklanmak yerine niceliğin ön plana çıkarıldığı, yeterince duyurusu yapılmadığından boş geçen ve salt ‘yapılmış olması için yapılan’ etkinlikler, söyleşiler, kentin çok önemli değerlerinden olan yazar ve sanatçıların kendilerini değersiz hissetmelerine neden olabiliyor, olacaktır da… 

Röportaj: Anıl Yıldız

 

Kerem Işık

Kerem Işık

1976, İzmir doğumlu. Üniversitede Kimya Mühendisliği okudu. “Kaos” üzerine yaptığı tez çalışmasıyla Fizik yüksek lisansını tamamladı. Öyküleri kitap-lıkVarlıkNotos ÖyküEşik CiniÖzgür Edebiyat dergilerinde yayımlandı. İlk kitabı Aslında Cennet de Yok 2010 yılında Yapı Kredi Yayınları etiketiyle yayımlandı. İkinci kitabı Toplum Böceği ile 2012 Haldun Taner Öykü Ödülü’ne layık görüldü. 2015 yılında üçüncü öykü kitabı Iskalı Karnaval, 2020 yılındaysa ilk romanı Dünyanın Güçlü Tarafı yine Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. Aralarında Aharon Appelfeld, Nadine Gordimer, Salman Rushdie ve Rollo May’in de bulunduğu pek çok yazardan otuzu aşkın çevirisi yayımlandı. Nisan 2021 tarihinden bu yana İzmir’de kurulan Livera Yayınevi’nin Genel Yayın Yönetmenliğini yürütüyor. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fotoğraflar
Videolar