Etel Adnan: Saf Zihinsel Bir Etkinlik Olarak Resim

Etel Adnan’ın resimleri; aslında bir düşünceyi ve bir meseleyi tercüme eden üretimler olarak nitelenebilir. Son derece basit bir kurulumla tezahür eden bu tepkisel dışavurumu, sanatçının edebî üretimlerinden menkul ağır bir içerik belirlemektedir. Mümtaz Sağlam, Etel Adnan'ın özellikle resim sanatı üzerine derinlemesine bir analiz sunmaktadır.

Mümtaz Sağlam 21 Kasım 2021

 

Basitçe soyutlanmış şematik bir tasavvur halinde yapılanmasına rağmen, marijinal bir konuma sürüklenmiş bulunan Etel Adnan’ın resimleri, duygusal aşırılıktan gücünü alan bir ayrıcalığa sahiptir. Söz konusu duygu fazlalığını yalın ve sade bir düzen fikriyle buluşturarak ifade eden sanatçı, salt biçimci bir iradenin ulaştığı çağrışım zenginliği ile kendine elverişli bir ifade alanı yaratmış durumdadır. 

 

Kimlik ve kültür çatışmasının sürekliliği 

 

Resme ileri yaşlarında başlayan Etel Adnan; geç de olsa, sürekliliği olan yeni bir duygusal aktarım imkânı yakalamanın heyecanını her zaman hissettirir. Aşina olduğu dağ, tepe tipolojisine yine kendi geçmişinin simgesel formlarından biri olan güneşi de ekleyen; böylece, bir doğa yorumunu sürekli çeşitleyen bu gösterimin, güçlü bir duygu aktarımını mümkün hale getirdiğini belirtmek gerekir.

 

Etel Adnan’ın resimleri; aslında bir düşünceyi ve bir meseleyi tercüme eden üretimler olarak nitelenebilir. Son derece basit bir kurulumla tezahür eden bu tepkisel dışavurumu, sanatçının edebî üretimlerinden menkul ağır bir içerik belirlemektedir. Çok kimlikli ve kültürlü, değişen coğrafyalarda kendini geliştiren bir bakışın ve itirazın biçimlediği bir muhayyile karşımızdadır. Dramatik yoğunluğa, bir kopuk ilişkiler manzumesinin gerilimine dayanan bu yaklaşımın, aslında arkada bırakılan tarihsel bir yükten ve bu ağırlıktan sıyrılma çabasından gücünü aldığını fark etmek zor değildir. 

 

Doğal olarak bu aşamada şu tespit anlamlı görünmektedir: Etel Adnan’ın basit bir kuruluma dayalı küçük alanlı sempatik tasvirleri ile kastedilen içerik yoğunluğu, paradoksal bir ilişki içindedir. Yani; radikal bir soyutlama deneyimine rağmen, anonim bir manzara kurgusuyla beliren bu duyarlı biçimleme, dış dünyanın maddi unsurlarıyla kurduğu ilişkide mesafeli görünmektedir. Bu durum; aşırılaşan soyut ve şematik bildirimin, Doğulu bilinç ve bakışın belirlediği bir zihinsel dönüşüm nedeniyle yaşanmasından ibaret olabilir. Ancak; politikleşen düşünce yapısı ve bilincin, bu soyutlama dizilimini, tarihsel ve coğrafî bir kodlama üzerinden içkin bir içerikle buluşturduğu her zaman söylenebilir. Biçimler ve onları bir arada tutan katmanlı boya tabakalarının ya da renklerin simgesel karşılıklarını bu kodlama ile tespit etmek zaten başlı başına ilginç bir okuma deneyimine dönüşmektedir. Bu yönde bir sorgulamanın aynı zamanda bizi, Etel Adnan’ın karmaşık iç dünyasına, zengin ve dramatik yönüyle etkili olan edebî anlatılarına, hümanist düşünceleriyle şekillenen inanç dünyasına yakınlaştıracağı da kesindir.

 

Manzara: Bir unutamama biçimi haline gelen simge yapılar

Etel Adnan’da gözlemlediğimiz; kültürlerarası geçişle alâkalı, çok dilli ve parçalı üretim ağındaki bağlantılar ya da kopukluklar, hiç kuşkusuz bütünü kapsayan kavramsal bir çerçeve oluşturmaktadır. En azından dil ve yer ile olan çatışmalı ilişki; görsel anlatıları belirleyen bir durumdur. Bu yüzden mevcut gösterim, bir yeri nitelemekten çok, anonim bir manzara düzenine ulaşmayı sağlayan soyutlamacı bir kavrayış üzerinden ilerlemektedir. Sanatçı açıkça; psikolojik gerekçelerle güdülenen ve bellekte şekillenen meçhul bir imge’nin peşindedir.

 

Dolasıyla; manzara burada, meçhul yer’in bilinmez olan yer ve yurdun tasviriyle özdeştir. Duygusal bir betimlemeden çok, soyut ve simgesel bir bildirimle dış dünyadan sıyrılmaktadır. Bu nedenle manzarayı bütünleyen dağ/tepe imgelemi, hem Tamalpais Dağı’na duyulan tutku dolu sevgi ilişkisinin, hem de ruha dokunan sürekli bir kaygının ve duygusal bir açmazın açıklamasıdır. Bu resimlerde dış gerçeklikten arınmış görülen şeyler, boyutsuz ve imkânsız bir dolayımın hayaleti gibidir. Dış dünyanın bu düzeyde gerçekleşen dolaysız temsili; aslında yarattığı mesafeli ilişkiye, simgesel karşılıklar aramaktadır. Nitekim her manzara, anonim tipolojiyi aşan bir referansla hiçbir yer olarak tanımlanan yerler Tapalpais Dağı, Beyrut ya da İzmir olabilmektedir. 

 

Söz konusu dağ/tepe tipolojisi; ilk bakışta doğaya atıflı renk alanlarının buluşma-birleşme hikâyelerini barındırır. Bir indirgemeyle kurulan bu temsilinin, anonim yer/manzara kavramına atıflı bir soyut düzenekten, basit bir biçimlemeden ibaret olduğu açıktır. Yer yer çocuk resmini çağrıştıran naif duyarlıktan, aykırı bir kavrayışa özgü biçimlemeden, kararlı görünen bir resim yapma iradesi ve isteğinden bahsedilebilir burada… 

 

O yüzden, bir lirik soyutlama organizasyonuna dönüşen meçhul manzaraların gücü, içerdiği dönüşüm yeterliliğinden gelmektedir. Böylece; “İsimsiz” bırakılan her resimde, bir değişim hikâyesini kendi içinde barındıran, değişken temsil olasılıklarını belirsiz bırakan ve okunur gerilim kodlarına mesafeli kalarak sadece bu yoruma odaklanan bir tercih karşımızdadır. Saf renklerin lirizmiyle yükselen bu düzlemde, her türlü perspektif ıskalanmış gibidir. Dahası, bilişsel düzeyde dağ/tepe ve güneşle özdeşleşen tüm leke ve diğer birim alanlar, benzer referansları reddetmeye hazırdır. O yüzden, dört köşeli güneş tasavvurunun, bir naivite sorunu olarak değil de, bir duygu kırılmasını veya hayal kırıklığını manzaranın masumiyeti üzerinden sorgulatan yaratıcı bir tercih olarak yorumlanması gerekir. Çünkü burada; sert ve uyarıcı bir itirazla; bir anda acı ve hüzünle yoğrulmuş manzara ötesi bir anlatının yüzeyiyle karşı karşıya olduğumuz kesindir. 

 

Duygusal tepkiyle ifade edilen mesafeli bir arayış

 

Etel Adnan’ın resmi, esas itibariyle bir olanaksızlığı ya da bir mahrumiyeti çağrıştıran, yoksunluk içinde kurulan bir dil/söylem tartışmasının alanıdır. Mevcut bağlantı ve otobiyografik katkılarla şekillenen bu dil, soyutlandıkça indirgendikçe sanki en hakiki görünüşüne ulaşır. Dahası basitleştikçe ikonikleşen bir etkiye sahiptir. Özsel olanın bu içtenlikli, doğrudan ve akış halinde biçimlenen soyut karşılıkları, çoğu kez bir manzara resmi kavramsallığıyla, güncel olana temas eder. Tek seansta tamamlanan kararlı ve tereddütsüz biçimlemeyle güçlü kütlesel bloklar üretir, ortaya çıkan renk alanlarıyla kişilik kazanır. Epik bir duyarlılığa sırtını dayayan bu yaklaşımın, sadece söz konusu renk alanlarının ilişkisiyle kurduğu simgesel ve soyut düzenleme gücüne, dönüştürücü estetik potansiyeline ayrıca dikkat edilmesi gerekir. 

Etel Adnan, Untitled, 2010

Özetle; dış-dünya bağlantılı bir görüntü şematizmine odaklanan Etel Adnan, her yüzleşme anında yaşadığı duygusal durumu kayıt altına almaktadır. Dış-dünya referanslarının kışkırtıcı dinamizmini arkasına alan sanatçı, belirsiz bir yarı-soyut ikon tasarımına yönelmiştir. Bu şekilde; imgelem, bellek ve özgeçmiş dolayımında kurduğu ilişkiler üzerinde yapılanan görsel dille, yakıcı gerçeklerle dolu bir anlam yoğunluğu ifade ettiğinin fazlasıyla farkındadır. 

Aslında gelişme imkânları sınırlı olan bu aktarım, kendini tasvirin bilinen koşullarına yakınlaştırma çabası içinde bile değildir. Aksine, sıradan bir soyutlama halinin yerini, salt soyuta evrilen bir yörüngede sürdürülebilir form geliştirme arayışının; tuhaf, grotesk ve naif bir imgelemin aldığı görülür. Bu tam olarak aranan biçimsel bir karşılıktır. Tutuktur ve aksayan bir görüntü içindedir ama içtenlikli ve doğrudan akışın bir sonucudur; aslında idealize edilen ve aranan nihaî durumdur. 

Gölgesiz, derinliksiz ve dolayısıyla boyutsuz bu görsel dil; Etel Adnan’ın özellikle çoğu sürgünde geçen hayatını niteleyen kavramlarla, değerlerle, aidiyet ve kimlik tartışmalarıyla derinden ilişkili olup; arafta olma haline karşılık gelecek bir farklılık bildirimine, basitliğiyle gücünü ve etkisini katlayan özgün bir anlatı dizisine dönüşmektedir. 

 

İzmir, 2021

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fotoğraflar
Videolar
Yazar Profili
Mümtaz Sağlam
Mümtaz Sağlam

1 İçerik

Sanat yazarı, küratör, sanat danışmanı ve öğretim üyesi olarak ulusal ve uluslararası düzeyde çok sayıda etkinlik gerçekleştiren Prof. Mümtaz Sağlam; Türkiye’de resmin dönemsel gelişimine yönelik ve belirginleşen üslûp tavırları üzerine odaklanan kitaplar yazmakta, sergiler düzenlemektedir.

Yazar Profil Sayfası