Kültür ve Sanat Ekonomisi - Başlangıç (I)
Bu yazıyı okuyanlar birçok insan gibi hayatın hem iktisadi sorunlarını hem de sanatsal ve kültürel boyutunu farkında olmadan da olsa hissederler ya da farkına vararak yaşarlar. Bu yazı dizisi kültür ve sanat alanının daha yakından iktisat bilimi “gözlüğü” ile incelenmesi hakkındadır.
Bu yazıyı okuyanlar birçok insan gibi hayatın hem iktisadi sorunlarını hem de sanatsal ve kültürel boyutunu farkında olmadan da olsa hissederler ya da farkına vararak yaşarlar. Bu yazı dizisi kültür ve sanat alanının daha yakından iktisat bilimi “gözlüğü” ile incelenmesi hakkındadır. Hemen ilk başta bu yazı dizisi boyunca bilimsel çalışma alanı anlamında, iktisat ve ekonomi terimlerini birbirinin yerine kullanacağımızı belirterek başlayalım. İktisat/iktisad, kökü Arapçada (ksd kökünden gelen), olan bu kelime dengeli olma, mutedil olma, idareli olma anlamındadır. Ekonomi kelimesi de hem Latincede (oeconomicus) hem de Yunancada (oikonomikos) yer almaktadır. Ev geçindirmek, hane halkı idaresi anlamındadır. Osmanlı döneminde economics ya da Fransızcası économique kelimesinin farkında olan o dönemin okumuş/yazmışları, économique terimine karşılık olarak iktisat kelimesini önermişlerdir. Gösterge ya da semiolojik olarak économique terimine hiç benzemeyen “iktisat” terimini niye öneriyorlar? Çünkü olması gerektiği gibi, kanımca kelimenin anlamını en doğru biçimde tercüme etmek istemişlerdir. Ya tercüme edilmeden “görüntünün” Türkçede söylenişi gibi alınıp, öyle yazılıp (ekonomi gibi) dile kazandırılacaktı, ya da anlamı doğru bir şekilde tercüme edilecekti. İkinciyi tercih etmişlerdir. O dönemde ellerindeki en elverişli kelime de belli ki “iktisat” olmuştur. İktisat yerine daha sonraları bazı başka kelimeler de önerilmiştir ama tutmamıştır; geçimbilim gibi. Bugün üniversitelerimizin tanıtım kılavuzlarında bazı üniversiteler ilgili bölümlerini iktisat bölümü bazıları da ekonomi bölümü olarak adlandırmaktadırlar. İki de doğrudur. Ama bazen insanlar ikisinin birbirinden çok farklı olduğunu düşünüp, ekonomi bölümleri iktisat bölümlerinden farklı mı diye sormaktadırlar. Değildir; ikisinin de bilimsel anlamı aynıdır.

Kültür ve sanat kelimeleri de köken olarak biri batı dilleri (kültür, ekip biçme, üretim, eğitim ve yön verme) diğeri Arapçadan (sanat, ustalık, hüner, imalat ve zanaat) gelir. Kültür ve sanat alanı bu yazı dizisi boyunca güzel sanatların her türü, sanatsal kültürel miras alanı, eğlence sektörünün bir kısmı olarak düşünülecektir. Bu yazının amacı etimolojik bir inceleme olmadığından kelimelerin ekleri kökleri konusunda daha fazla ileriye gidilmeyecektir; sadece ekonomi ve iktisat kelimelerinin birbirlerinin yerine kullanılacağı vurgulanmıştır. Şimdi asıl konumuza dönebiliriz.
Kültür ve Sanat Ekonomisi terimi ilk bakışta birçok insan için çok yadırgatıcı gelebilir. Kültür ve sanat gibi kulağa ve ruha hoş gelen, güzelliği ve/veya estetik yapıları ima eden kavramların ekonomi gibi “soğuk” ve “çok teknikmiş gibi duran” yapıları veya uğraşları ima eden bir kavramla ya da alanla nasıl bir araya gelebildiği sorulabilir. Birçok sanatçı için ekonomi sözcüğü ya da kavramı, uzak durulacak, ruhtan ve estetikten yoksun, anlaşılması çok zor bir alanı işaret ediyor iken, birçok ekonomist için de kültür ve sanat alanı oldukça “hafif” ve iktisat biliminin üzerinde çok durmaması, hakkında fazla zaman ve enerji harcamaması gereken bir alan olarak görülmektedir. Kültür ve sanat sanki iktisatçıların veya iktisadın en son ilgileneceği bir alan olarak görülmekte, kültür ve sanat alanı sanki sadece sanatçıların ilgilenmesi gereken bir alan olarak düşünülmektedir. Belki de bu yüzden, Kültürel Ekonomi olarak Türkçeye tercüme edilen iktisat biliminin Cultural Economics başlıklı alt disiplini daha çok herhangi bir şekilde sanatla ilgilenmiş iktisatçılar tarafından oluşturulmuş ve geliştirilmiştir. İki alanın birbiri ile herhangi bir şekilde ilgili olabileceğini bu iktisatçılar göstermiştir. Biz de bu yazı dizisi boyunca iki alanın birbiri ile hem de çok yakından ilgili olduğuna ilişkin argümanlar, politika önerileri, kurumsal yapılardan ülke örnekleri vereceğiz. William Baumol örneğin kültürel ekonominin ilk yazılarını yazan iktisatçılardan biri olarak aynı zamanda resim ve heykel yapıyordu. Baumol and Bowen (1965, 1966) ABD’deki sahne sanatları firmalarının iktisadi sorunlarını araştırmışlar hem sorunları tespit etmişler hem de bazı politika önerilerinde bulunmuşladır. Bu yazılarla fiilen kültürel ekonomi alanı iktisadın bir alt alanı olarak anılmaya başlamıştır. 1970’li yıllarda da kültür ve sanat alanının iktisat biliminin kavramları ve araçları ile ( arz-talep, üretim, dağıtım, tüketim, iktisadi etkinlik, teşvikler, vb) incelenebilmesine zemin hazırlayan, araştırmaların ilgililer tarafından takip edilmesine olanak sağlayan Journal of Cultural Economics ( Kültürel Ekonomisi Dergisi) yayın hayatına başlamıştır ve bu satırların yazıldığı 2025 yılında da yayın hayatına devam etmektedir. Bu dergiyle beraber artık kültür ve sanat alanı anaakım iktisat biliminin merceğinin altına girmiş, sanatın ve sanatçıların iktisatla ilgili yanları artık iktisatçılar tarafından bilimsel olarak incelenmeye başlamıştır. Biraz önce de vurgulandığı gibi bu alana ilk önce sanatın önemini fiilen kavramış, sanatı günlük hayatında deneyimlemiş iktisatçılar girmiştir. Örneklere devam edersek, Alan Peacock, UK’den önemli bir kamu ekonomisti olarak, BBC’nin iktisadi analizini yapan ve bu konuda Peacock Raporu olarak bilinen raporu yazan Profesör Peacock aynı zamanda bir klasik müzik bestecisi idi. David Throsby, Avustralyalı kültürel iktisatçı aynı zamanda bir oyun yazarıdır. Bir oyunu Londra’da bir tiyatro grubu tarafından sahnelenmiştir. Douglas James Hodgson Kanadalı bir kültürel ekonomist aynı zamanda resim yapmakta ve sergiler açmaktadır. Örnekleri arttırmak mümkündür.
Birçok insan ekonomiyi sadece enflasyon, işsizlik, büyüme, döviz ve altın fiyatları ve faiz haddi, parasal meseleler ve bu meselelerin teşhisi ve tedavisi ile ilgili bir alan olarak düşünür. İktisat bilimini de sadece bu saydığımız iktisadi durumların ya da kavramların incelendiği bir bilimsel faaliyet alanı olarak görür. Bu aslında eksik bir görüştür çünkü iktisat bilimi genel olarak üretim, dağıtım, tüketim süreçlerinin oluşumu ve sonuçlarını yakından inceleyen bir bilim alanıdır. İnsanların çoğu hatta bazı iktisatçılar biraz önce sayılan, öncelikle iktisadi sorun olarak adlandırılan sorunların (büyüme, işsizlik, enflasyon, gelir dağılımı bozukluğu, vb) en azından bir kısmının kültürel meselelerin bir sonucu olma ihtimalini belki de aklına getirmez. İktisadi bir sorunmuş gibi duran bir sorun belki de kültürel bir sorunun tezahürüdür. Çözümü de öncelikle para ya da maliye politikaları ile değil de kültürle ilgili bir alanda alınan kararla olacaktır.
Biz de bu yazı dizisi kapsamında kültür ve sanat alanının (Tam içeriği daha sonraki yazılarda belirtilecektir) üretim (nihai ürünün ortaya konması), dağıtım, tüketim (sanatın izleyicisi tarafından farkına varılıp takip edilmesi, izlenmesi, satın alınması, vb) süreçlerinin hem nedenlerini hem de sonuçlarını, sanat ve kültür üretiminin paydaşları açısından inceleyeceğiz. Bu paydaşlar, sanatın üreticileri sanatçılar, sanatın tüketicisi sanat takipçileri, izleyiciler, vb., sanat dağıtımcıları da sanatçı ile izleyicinin buluşmasına vesile olan ortamlar, kurumlar, yapılardır.
Bundan sonraki yazılarda öncelikli olarak aşağıdaki konular incelenecektir.
- Sanat üretimi sadece piyasa mekanizmasına bırakılabilir mi?
- Devlet kültür ve sanatı desteklemeli midir?
- Devlet sanatı neden ve nasıl destekler?
- Devlet öncelikle hangi kültür ve sanat faaliyetlerini ya da olaylarını desteklemedir?
- Devlet kurumları arasında (merkezi yönetim ve yerel yönetim) sanatı destekleme bağlamında nasıl bir görev dağılımı olmalıdır?
- Devlet sanatı desteklerken eşitsizliklere, kayırmacılığa düşüp, kendisi etkinsizlik ve haksızlıklar yaratabilir mi?
Bunlar sınırlayıcı değil, tanıtıcı sorular listesidir. Bu ve benzeri sorular bundan sonraki yazıların konusu olacaktır.
Kaynakça
Baumol, W. J.,& Bowen, W. G. (1965). On the performing arts: The anatomy of their economic problems. American Economic Review, 55(1/2), 495–502.
Baumol, W. J., & Bowen, W. G. (1966). Performing arts: The economic dilemma. New York: The Twentieth Century Fund.