Mekânın Hafızası: BonVivant

Mekânın Hafızası, kentin sanat galerilerini ve bu galerilerin kent belleğindeki yerini görünür kılmayı amaçlıyor. Bu sayıda, kaliteli ve iyi yaşam felsefesiyle yola çıkan BonVivant ele alınıyor.

Osman Katmerci 2 Şubat 2026

Bir sanat galerisini ziyaret etmeye başladığımız andan itibaren, yeni bir deneyim yaşamaya başlarız. Bu deneyim, zihni dinlendirirken bizi gündelik yaşamın koşuşturmasından uzaklaştıran bir etkiye sahiptir. Görmek istediğimiz eserlere doğru adım adım ilerlerken, duvarlardaki boyanın, çerçeveleri tutan askılığın ya da spot ışıklarının farkına bile varmayabiliriz. Oysa eser ve mekânın atmosferi, birbirini tamamlayarak bizi karşılar… Mekânın Hafızası, sanat galerilerinin belleğini, özelliklerini ve sanatsal kimliğini ortaya koymayı amaçlarken; İzmir gibi kültürel çeşitliliği yüksek bir şehirde, sanat galerilerini belgeleyerek kent belleğine katkı sunmayı ve uzun vadede arşiv niteliği taşıyan bir kaynak oluşturmayı hedefliyor. İzmir’deki sanat mekânlarının ve galerilerinin tarihine uzanan bu yazı dizisi, sanat eserlerinin sergilenme alanlarını daha yakından tanıma fırsatı sunuyor.

Bu sayıda, kaliteli ve iyi yaşam felsefesiyle yola çıkan BonVivant ele alınıyor. BonVivant, Alsancak ve Pasaport olmak üzere iki ayrı konumda, farklı disiplinlerden gelen misafirleri aynı masa etrafında buluşturuyor. Sergiler, söyleşiler, atölyeler ve müzik etkinlikleriyle karşılaşmaları çoğaltan bu yapı, İzmir’in kültürel birikimini gösterişli bir anlatıdan ziyade paylaşarak ve birlikte deneyimleyerek yaşatmayı hedefliyor. BonVivant, “iyi yaşamak” fikrinin mekâna dönüşmüş hâli olarak karşımıza çıkıyor.

BonVivant Alsancak, İzmir’in 19. yüzyıldan günümüze uzanan kent belleğinin bir parçası olan, yüz yılı aşkın geçmişe sahip iki komşu Rum evinde hayat buluyor. Zaman içerisinde farklı işlevler üstlenmiş bu yapılar; gündelik hayatın izlerini, seslerini, ritmini ve yaşanmışlıklarını hâlâ taşıyor. BonVivant Pasaport ise kentin daha modern yüzüyle temas eden, körfez manzarasıyla İzmir’in süreklilik duygusunu hissettiren bir noktada konumlanıyor. Her iki yapı da geçmişle bugünü yan yana getiren, mekânın hafızasını koruyarak bugünün yaşamına dâhil eden bir anlayışın ürünü. Bu bütünlük, BonVivant deneyiminin temelini oluşturuyor.

BonVivant’ın tarihsel sürecini, kuruluş öyküsünü ve İzmir’in kültürel yaşamına ve kent belleğine katkısını, BonVivant Genel Müdürü Damla Arkan ile konuştuk.

BonVivant’ın kuruluş öyküsünü ve bu yolculuğun arkasındaki temel motivasyonu paylaşır mısınız?
BonVivant, kurucumuz Perihan İnci’nin uzun yıllar içinde olgunlaşan bir hayalinin hayata geçmesiyle ortaya çıktı. İzmir’in kültür, sanat ve iş dünyasında; insanların bir araya gelerek paylaşımda bulunabileceği, ilham alabileceği ve etkileşim kurabileceği nitelikli bir buluşma noktası yaratma fikriyle yola çıkıldı. Bu yolculuğun merkezinde Alsancak’ın geçmişte taşıdığı canlı sosyal ve kültürel ruhu hatırlamak ve onu bugünün diliyle yeniden hissettirmek vardı. BonVivant, farklı disiplinlerden gelen misafirleri aynı masa etrafında buluşturan; sergiler, söyleşiler, atölyeler ve müzik etkinlikleriyle karşılaşmaları çoğaltan bir yapı olarak kurgulandı. Bizim için önemli olan, İzmir’in kültürel birikimini gösterişli bir anlatıdan çok, paylaşarak ve birlikte deneyimleyerek yaşatmak. BonVivant tam olarak bu yüzden, “iyi yaşamak” fikrinin mekâna dönüşmüş hâlidir.

Yapının tarihsel geçmişi hakkında bilgi verebilir misiniz?
BonVivant Alsancak, İzmir’in 19. yüzyıldan bugüne uzanan kent belleğinin bir parçası olan, yüz yılı aşkın geçmişe sahip iki komşu Rum evinde hayat buluyor. Zaman içerisinde farklı işlevler üstlenmiş bu yapılar, gündelik hayatın izlerini; seslerini, ritmini ve yaşanmışlıklarını hâlâ taşıyor.
BonVivant Pasaport ise kentin daha modern yüzüyle temas eden, körfez manzarasıyla İzmir’in süreklilik duygusunu hissettiren bir noktada konumlanıyor. Her iki yapı da geçmişle bugünü yan yana getiren, mekânın hafızasını koruyarak bugünün yaşamına dâhil eden bir anlayışın ürünü. Bu bütünlük, BonVivant deneyiminin temelini oluşturuyor.

BonVivant’ın mimari özellikleri ve iç mekân düzeni, sergileme anlayışınızı ve sanat üretim süreçlerini nasıl etkiliyor?
BonVivant’ta mimari, içeriğin önüne geçen bir unsur değil; içeriği taşıyan ve görünür kılan bir çerçeve olarak ele alınıyor. Doğal ışık alan, esnek ve dönüştürülebilir mekânlar; sergilerden söyleşilere, performanslardan atölyelere kadar farklı disiplinlere alan açıyor. Bu esneklik, sergileme yaklaşımımızı da doğrudan etkiliyor. Mekân, sabit bir sergi alanı olmaktan çok, her projede yeniden yorumlanan bir anlatı yüzeyi olarak çalışıyor.
Sanatçıların, koleksiyonerlerin, küratörlerin ve izleyicilerin mekânla birlikte düşünmesini teşvik eden; daha katmanlı ve doğal bir ilişki kurulmasını önemseyen bir atmosfer sunuyor.

Gerçekleştirdiğiniz sergiler ve projeler genellikle hangi küratoryal yaklaşımlar veya temalar etrafında şekilleniyor?
BonVivant’ta sergiler ve projeler; bellek, zaman, kent, doğa–insan ilişkisi ve gündelik hayatın görünmeyen katmanları etrafında şekilleniyor. Disiplinlerarası sanatı destekleyen bir yaklaşım benimsiyor; farklı ifade biçimlerinin bir arada düşünülmesine alan açıyoruz.

Sergilerimizi yalnızca eserlerin bir araya geldiği alanlar olarak değil, izleyicinin düşünsel olarak sürece dâhil olduğu, temas kurabildiği karşılaşma alanları olarak kurguluyoruz. Söyleşiler, sanatçı buluşmaları ve pop-up etkinliklerle birlikte ele alınan bu projeler, sanatın yalnızca izlenen değil; üzerine konuşulan, paylaşılan ve birlikte düşünülen bir deneyime dönüşmesini amaçlıyor.

BonVivant’ın İzmir’in kültürel yaşamına ve kent belleğine katkısını nasıl değerlendirirsiniz?
BonVivant, İzmir’in kültürel ekosisteminde farklı disiplinleri bir araya getiren, karşılaşmayı ve diyaloğu merkeze alan bir buluşma noktası olarak konumlanıyor. Sanatçıları, düşünürleri, kurumları ve izleyicileri aynı masa etrafında buluşturarak, kentin kültürel belleğine yeni katmanlar eklemeyi önemsiyoruz. Yerel sahneyle güçlü bir bağ kurarken; uluslararası sanatçılar, küratörler ve kültür kurumlarıyla geliştirilen iş birlikleri sayesinde İzmir’in kültürel görünürlüğünün ulusal sınırların ötesine taşınmasına katkı sağlıyoruz. Bu karşılaşmaların, kentin kültürel hafızasında kalıcı izler bıraktığına inanıyoruz.

BonVivant’ın tarihî yapıyla kurduğu ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?
Tarihî bir yapıda faaliyet göstermek, yalnızca geçmişi korumak değil; onu bugünün ihtiyaçlarıyla dengeli bir şekilde yaşatmayı da gerektiriyor. BonVivant Alsancak, bu hassasiyetle ele alınmış bir restorasyon sürecinin ardından, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen Özel Tesis Belgesi’ne layık görüldü. Bu belge, yapının özgün mimari karakteri korunarak; kültür, sanat ve nitelikli buluşmalar için sürdürülebilir bir biçimde geleceğe taşındığının önemli bir göstergesi. Bizim için bu yaklaşım, tarihî yapının yaşayan bir mekân olarak varlığını sürdürmesinin en doğal yolu.

Önümüzdeki dönemde gerçekleştirmeyi planladığınız projeler, iş birlikleri veya hedefler nelerdir?
Önümüzdeki dönemde BonVivant’ta, çağdaş sanat sergilerinin yanı sıra disiplinlerarası projelere ve uluslararası iş birliklerine daha fazla alan açmayı hedefliyoruz. Sanatçı konuşmaları, tematik sergi serileri ve kültür–sanat odaklı buluşmalarla programımızı zenginleştirmeyi planlıyoruz. Genç sanatçıların eserlerini görünür kılan projelerin yanı sıra; kültür–sanat ve yaratıcı sektörlerde yolun başındaki gençleri bir araya getiren paylaşım temelli formatlar üzerinde çalışıyoruz. Aynı zamanda kurumsal dünya ile kültür–sanat alanını buluşturan, karşılıklı beslenen yeni modeller geliştirerek BonVivant’ı çok yönlü bir düşünce ve deneyim alanı olarak konumlandırmayı sürdürüyoruz.

Son olarak, “mekânın hafızası” kavramı sizin için ne ifade ediyor? BonVivant’ın bu hafızadaki yerini nasıl tanımlarsınız?
“Mekânın hafızası”, geçmişte yaşananlarla bugün yaşananların üst üste gelerek yeni anlamlar oluşturmasıdır. Bu hafıza yalnızca mimariyle sınırlı değildir; zamanla biriken sesler, bakışlar, sohbetler ve karşılaşmalarla canlı bir biçimde şekillenir. BonVivant için bu hafıza; mimaride, yankılanan seslerde, paylaşılan anlarda yaşamaya devam eder. Sergiler, söyleşiler ve etrafında toplanılan masalar aracılığıyla mekân, her defasında yeniden kurulan bir hikâyeye dönüşür. BonVivant, bu hafızada yalnızca tanıklık eden değil; yeni izler bırakan, belleği çoğaltan bir alan olarak yer alır.

*BonVivant Alsancak, şu aralar seramik sanatçısı Emre Aydos’un kişisel sergisi “Yüzmek mi, Yüzleşmek mi?” ile izleyiciyi doğa, bellek ve insanın çevresel sorumluluğu üzerine düşünmeye davet ediyor. Yüzmek mi, Yüzleşmek mi?” sergisi, 14 Şubat tarihine kadar pazar günleri hariç her gün 10.00–19.00 saatleri arasında BonVivant Alsancak’ta ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

Mekânın Hafızası, önceki sayılarda:

Mekânın Hafızası: Gallery SO

Mekânın Hafızası: Arkas Sanat Göztepe

Fotoğraflar
Videolar
Yazar Profili
Osman Katmerci
Osman Katmerci

20 İçerik

2016 yılında Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Çeşitli gazete ve dergilerde haber editörlüğü yaptı. Gazetecilik mesleğini, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat Daire Başkanlığı’nda sürdürmektedir.

Yazar Profil Sayfası