Sanatçıyı Doğuran Şehir: İzmir - Bölüm 1: Symrna’nın Sanatçıları

İzmir’in sanatla yüzyıllardır işlenmiş, eşsiz kordon bağı sadece sayılara mı bağlı dersiniz? Gelin hep birlikte bakalım, sadece geçmişte değil, bugünümüzde de sanatçıları doğuran bu şehri, böylesine üretken kılan özellikler neler?

Yağmur Şahin 9 Temmuz 2025

Bölüm 1: Symrna’nın Sanatçıları 

Günümüzde spiritüalizm(Tinselcilik), günlük burç yorumu okumanın ötesine geçti. Hepimizin artık yükselen burcumuzu bildiği, Venüs burcumuza göre stil yaratmaya çalıştığı bu dönemde, numeroloji de oldukça ilgi çekici bir alan olmaya başladı diyebiliriz. Osmanlı’dan bu yana sayılar bizler için sadece matematikle ilgili değil, evrenin saydam düzenin ardını görebilmenin bir yolu oldu. Osmanlı’da her harfin bir sayısal karşılığı vardı; kelimelerin, hatta şehirlerin bir “sayısı” olurdu. Bu hesaplama sistemine “ebced” denirdi. İzmir'in Osmanlıca’daki ebced değeri 258 olarak hesaplanıyor. Bu da İslam tasavvufunda denge, güzellik ve armoniyi temsil ediyor. Peki, İzmir’in sanatla yüzyıllardır işlenmiş, eşsiz kordon bağı sadece sayılara mı bağlı dersiniz? Gelin hep birlikte bakalım, sadece geçmişte değil, bugünümüzde de sanatçıları doğuran bu şehri, böylesine üretken kılan özellikler neler? 

Kozmopolit Limanın Yarattığı Kültürel Maya

İzmir’in sanatçı ruhunu besleyen yalnızca Osmanlı ve modern dönemler değil—bu şehir, antik çağlardan beri sanatçıları ağırlayan bir coğrafya olmuştur. Seferihisar’daki antik kent Teos, İÖ 3. yüzyılda kurulan Dionysos Sanatçılar Birliği’nin merkeziydi. Tiyatrocular, şairler, müzisyenler burada hem maddî hem kültürel destek buluyordu. Dionysos Tapınağı’nın görkemiyle birlikte, Teos antik dönemde gerçek bir “sanatçı şehri” olarak işlev görmüş—modern İzmir’in özgür ruhuna ilham veren çok eski bir kök bu.

17 ve 19. yüzyıllar arasında Smyrna/İzmir, Osmanlı’nın en büyük dış ticaret limanlarından birine dönüşürken, bu durum beraberinde Levanten, Rum, Ermeni, Yahudi ve Müslüman toplulukların iç içe geçtiği kozmopolit bir kültür havzası oluşmasına da neden oldu. Haliyle, ticaret zenginliği sadece fiziksel mallar üzerinden değil, müzikten resme Batı’ya ve Doğu’ya ait üslupları da İzmir’e taşıdı. Bu çok kültürlü yapı, sanatçılar için oldukça zengin bir beslenme alanı sunduğunu söyleyebiliriz. 

Mimari ve Bezeme Sanatları

Hisar Camii (1592) gibi erken Osmanlı yapıları, İznik-vari çini panoları, kalem-işi desenleri ve ahşap oymalarıyla kentin ilk “görsel sanat galerileri” olarak şehrin sanat tarihinde yer edindi. 18.–19. yüzyıllarda Sadırvan-Kemeraltı hattındaki barok camiler ve hanlar, Anadolu’nun başka yerlerinde pek görülmeyen Batılı süsleme etkilerini barındırıyordu. 

Çevre yörelerde dokunan “Smyrna halıları” (Uşak, Gördes, Kula) ise liman üzerinden dünyaya ihraç edildi; desenleri Avrupa saraylarına kadar ulaşıp Anadolu halıcılığının marka yüzü oldu.

Musiki ve Tasavvufî Üretim

Konak’taki Mevlevihâne, 17. yüzyıldan itibaren neyzenler, bestekârlar ve hattatların buluşma noktasıydı; burada öğretilen makamlar hem saray hem de şehir meşklerine taşındı. Osmanlı’daki Mevlevî dergâhlarının müzik eğitimi geleneği, İzmir’de de güçlü bir sanat çevresi yarattı.[1]

Sahne Sanatları ve Erken Sinema

19. yüzyıl sonuna gelindiğinde İzmir’de çok dilli tiyatro kumpanyaları (Rumca operetler, Ermeni dram toplulukları, İtalyan gezgin operaları) sahne aldı. 1900’lerden itibaren rıhtım çevresindeki “Smyrna Theatre” ve 17 ayrı sinema salonu, kenti Osmanlı’nın en hareketli görsel-işitsel merkezlerinden biri hâline getirdi. 

Fotoğraf ve Basım Kültürü

Portre stüdyosu zincirleri (Abdullah Frères’in geçici şubeleri, Rubellin ailesi, Cosmi-Zilpoch ortaklığı vb.) 1860’lardan itibaren Frank Caddesi’nde sıralandı; 1922’ye kadar en az 60 kadar stüdyo olduğu bilgisine ulaşabiliyoruz. Bu atölyeler sadece ticari portre stüdyoları değildi; aynı zamanda kent belleğinin görsel hafızasıydı. Düğünlerden yangınlara, cenazelerden fuar açılışlarına kadar İzmir’in gündelik hayatı bu lenslerden geçti. Bugün hâlâ bazı aile albümlerinde İzmir stüdyolarının damgaları görülebilir: bir şehrin sadece yaşayan değil, hatırlanan yüzü oldular.

Resim ve Bireysel Sanatçılar

Rum asıllı İzmirli ressam Georgios Prokopiou (1876–1940) ile Levanten ve Ermeni ikon ressamları, İzmir’i hem konu hem üretim üssü yaptı; eserleri Atina’dan Kahire’ye dolaştı. Bu dolaşım, şehirde Batılı perspektif ve yağlıboya tekniğinin yayılmasına katkı sağladı.

Zanaat ile Sanatın Kesişimi

Kemeraltı ve Tire-Birgi hattındaki gümüş telkâri, kemik kakma ve sedef işçiliği atölyeleri, “ticari zanaat” ile “estetik üretim” arasındaki sınırı daha şeffaf hale getirdi. Halı, takı ve ahşap objeler Avrupa pazarına “İzmir işi” etiketiyle gönderildi; bu da zanaatkârları küresel beğeniyle tanıştırırken, İzmir’in bu alandaki özgünlüğünü tüm dünyaya tanıtma fırsatı sundu.

Özetle: Osmanlı döneminde İzmir, limanın sağladığı hareketlilik ve çok-kültürlü nüfusunun yarattığı özgür düşünce alanı sayesinde mimariden müziğe, zanaattan sahne sanatlarına kadar çeşitlenen bir sanat ekosistemi kurdu. Bu ekosistem, bugün hâlâ hissedilen “rahat ama üretken” İzmir sanatçı ruhunun tarihsel temellerini oluşturdu.

Tıpkı harflerin taşıdığı gizli anlamlar gibi, bazı şehirlerin de insanlar üzerindeki etkisi sadece coğrafyayla açıklanamaz. İzmir’in bu şehirlerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Sahip olduğu renkli mozaiğin izleri, köklerine kazınmış bir şehrin yüzyıllar boyunca sanat üretiminin merkezinde olmasa da kendine has bir yerde üretime devam etmesi, sürpriz olmasa gerek. Bunca yıl, şehrin verdiği ilhamı eserleriyle bizlere yeniden sunan sanatçıların bugün hala üretiyor olması ise şanstan öte bir gelenek! 

[1] Demirkol, Mehmet. İzmir Mevlevîhanesi ve Tarihçesi (1850–1925). İzmir Tarih ve Toplum Dergisi, 2008.

 

Yazar: Yağmur Şahin

Fotoğraflar
Videolar
Yazar Profili
Yağmur Şahin
Yağmur Şahin

7 İçerik

Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü’nde eğitim gördükten sonra 2011 yılında aynı üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarım ve Yazarlık Bölümü’nden 2015 yılında mezun oldu. Farklı reklam ajanslarında içerik editörlüğü ve metin yazarlığı yaptı. Öyküleri çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlandı ve şu sıralar bir öykü kitabı dosyası üzerinde çalışmaktadır. Halen İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’na bağlı Kültür Sanat Şube Müdürlüğü çatısı altında İzmirArt’ta blog yazarı olarak çalışmaya devam etmektedir.

Yazar Profil Sayfası