Sinema ve Savaş; Günümüzün Medya ve Savaş Algısı Üzerinden No Man’s Land(Tarafsız Bölge) İncelemesi

Paul Virilio'nun dromoloji kavramı, savaşın hız ve harekete dayalı doğasını açıklamakta önemli bir rol oynuyor. Emre Acar “No Man's Land” filmi, dromolojik bir bakış açısıyla incelendiğinde, savaşın medya, hız ve hareketin bir sonucu olarak yarattığı yıkımı ve kaosu irdeliyor.

Emre Can Acar 17 Ocak 2024

Sinema ve Savaş; 

Günümüzün Medya ve Savaş Algısı Üzerinden No Man’s Land (Tarafsız Bölge) İncelemesi

 

 

“Savaş sinemadır ve sinema savaştır”

Estetik felsefecisi ve kültür teorisyeni Paul Virilio’nun bu sözü, hem savaşın hem de sinemanın doğasını anlamamız ve sentezlemek açısından kısa ama yerinde bir çıkarım yapar. Paul Virilio'nun 1989 tarihli kitabı Savaş ve Sinema: Algının Lojistiği kitabı, görüntü ile savaş arasındaki ilişkiyi tartışarak, hız kavramının önemine vurgu yapar. Virilio, "Hızın mantığını ve etkisini" ifade etmek için "dromoloji" terimini icat eder. Dromoloji kavramı, toplumun savaş ve modern medyayla ilişkili yapılanması dikkate alındığında önemlidir; çünkü bir şeyin gerçekleşme hızı, onun temel doğasını değiştirebilir ve hızla hareket eden şey, daha yavaş olana baskın hale gelebilir. Virilio, yine aynı kitabında, savaş tarihini hem teatral bir gösteri hem de bir hikaye olduğunu savunur; “Toplumların algısal alanlarını dönüştürmenin mekanizması, kamerayla beraber giderek artan bir şekilde bilginin alanı haline geldi. Böylece tüfeğin nişangahları ve kamera bir araya gelerek dünyanın konumunu belirledi.” 

Virilio’nun bu çıkarımlarının sağlamasını çok rahat bir şekilde, sinemanın daha ilk yıllarından beri süre gelen propaganda filmleriyle yapabilir. Ve hatta bu mantığı sadece ucuz propaganda filmleriyle değil, D.W. Griffith’in “Bir Ulusun Doğuşu” Sergei Eisenstein’ın “Potemkin Zırhlısı” ve Francis Ford Coppola “Apocalypse Now” gibi sinema estetiğini değiştirecek, önemli filmler üzerinden dahi yürütebiliriz. 

Dromoloji kavramına iki farklı yoldan, günümüzdeki izdüşümlerine son dönemde yaşanmaya devam eden savaşlar üzerinden bakabiliriz. Hız kavramına bakabileceğimiz ilk yer enformasyon ve propagandadır. Ukrayna - Rusya savaşı ve İsrail - Filistin savaşı görsel medya ve enformasyonla toplumların algılarının nasıl değiştirdiği ve hızlı enformasyonun önemine çarpıcı örnekler oluşturur. Tıpkı Akira Kurosawa’nın “Rashomon” filmindeki gibi, tek bir olayın birden çok tanıklarını internet üzerinden tek tek görüyor ve ona göre taraf seçiyoruz ya da manipüle ediliyoruz. İlk bilgiyi kim yayarsa, hangi taraf  daha hızlı olursa, o taraf biraz daha öne geçme gayesi güdüyor.

Virilio’nun hız ve sinemayla alakalı bahsettiği bir diğer şey ise tüketim ve alışmaktır. Virilio için “film” giderek artan bir duyusal kopukluk içeren pedagojik bir araç olarak işlev görür ve meşhur “Trenin Gara Girişi” filmini örnek gösterir. Bilindiği üzere sinema tarihinin bu ilk filminde insanlar, beyaz perdede üzerilerine gelen trenin onları ezeceğini düşünerek korkarak kaçışırlar. Virilio bu durumu şöyle açıklar; 

“ Lumiere kardeşler izleyenlere hareket eden bir tren gösterdiklerinde herkes kaçıştı, çünkü herkes tren tarafından ezileceklerini, yaralanacaklarını düşünerek tehlike ve dolaylı yoldan adrenalin hissetti. İnsanların hız trenlerinde yaşadıkları adrenalinli bu korku türü ortadan kaybolmadı, aksine seyirci sinirsel tepkilerini kontrol etmeyi öğrendikçe ölümü eğlenceli bulmaya başladı ve daha da zararlı hale geldi.”

Virilio’nun düşüncelerini aslında bugün herhangi bir Instagram sayfasında ya da Twitter’da yaralı Rus askerine drone saldırısı, İsrail tankının havaya uçması gibi videolarda  görebiliriz. İnsanlar sinemanın hızına ve adrenaline alışınca ölüm eğlenceli hale geldi. 

Bu açıdan, Virilio, Dromoloji’yi sinema ve savaş üzerinden ele almış olsa da, günümüzde internet ve sosyal medya ile beraber sinemanın tersi bir etkisi olduğunu düşünebiliriz. Yani, sinemanın propaganda gücü yerini kısa internet videolarına bıraktı ve sinemanın anlatı gücü, görsel medyayı etkisiz kılma görevi üstlendi.

Dromoloji’yi herhangi bir savaş filminde, Hollywood yapımı bol aksiyonlu filmlerde bulabilir ve inceleyebiliriz. Ancak bunun tam tersi üzerinden, yani gerçekliği iyi yönde değiştiren bir filme bakmakta yarar var. 

 

Yakın tarihte yaşanan Yugoslavya Savaşı’nda iki düşman askerin hikayesini anlatan Danis Tanović’in ‘‘Tarafsız Bölge (No Man’s Land)’’ filmine Dromoloji kavramını tersinden, yani yavaşlık ve savaşın anlamsızlığıyla beraber ve iki tarafında kendince haklı nedenleri üzerinden inceleyebiliriz. Film, iki cephe arasında bir hendekte sıkışmış iki düşman askeri; Bosnalı Ciki ve Sırp Nino’nun hikâyesini, kara mizahla beraber savaşın griliğini vererek anlatır. Filmdeki mizah unsuru arka arkaya sıralanmış bir komedi öğesinden çok, altında acımasız bir ironi varmış gibi hissettirir. Bu bakımdan kısmen Balkan -Türk kültüründe de olan içinde bulunulan kötü durumla alay etme durumu- geleneğini yansıtır. Film bu acıdan savaş coğrafyasını ve atmosferini kullanarak bize yapay adrenalin ve hız sunmaz. Aksine, düşündürücü bir anlatı sunar. Film iki tarafın ordularının da ortadaki bir bölgeye saldırmasıyla başlar. Hem Sırp hem de Bosnalı askerleri görürüz. İki taraf da kendilerince bir plan yaparak uygulamaya koyar ancak sonuç Nino ve Ciki’nin ortada sıkıştığı ve iki tarafın da saldırılarından vazgeçmediği, içinden çıkılmaz bir olay oluşturur. Film, Ciki ve Nino'nun savaşı kimin başlattığı konusundaki tartışmalarını, birbirlerini fiziksel olarak yaralamalarını takip eder. Ve birbirlerinin geçmişleri hakkında biraz bilgi sahibi oldukları siperdeki uzun sahneler ile devam eder. Kapana kısılmışlık ve bekleme duygusuna karşın, kadrajın üstünde konumlanan mavi gökyüzü, ağaçlar (siperin dışındaki dünya), kuşların ve böceklerin cıvıltısı, diyalektik bir anlatı sunar. Dışarıdaki dünya çatışmanın epik niteliğini ve adrenalinli atmosferini yok ederek, rahatlama ve savaşın kirliliği arasında tekinsiz bir atmosfere çevirir. Filmdeki bitmek bilmeyen bekleyiş duygusu, hem savaş türünün yapı sökümüne hem de kara komedisine katkıda bulunur. Aynı zamanda izleyicinin enformasyon ve hız beklentisini boşa çıkartır. Zira film boyunca karakterler defalarca bir şeyin olmasını beklese de, bu bekleyişler asla bir sonuca ulaşmaz. Ciki bir silah bulup Nino'yu vurduğunda, Nino yere düşer ve bu Ciki'nin objektifinden, yüksek açıyla filme alınır. Kamera daha sonra Nino'nun bakış açısına, düşük açılı bir çekime geçerek onun gözünden elinde silahıyla duran Ciki'yi ve arkasındaki mavi gökyüzünü gösterir. Nino, hayatını sona erdirecek darbeye hazırlanırken, kamera yine yüksek açıdan onun üzerinde durup bekler, ancak silah sesi gelmez. Gözlerini açtığında, Ciki'nin olmadığı mavi gökyüzünü görür. Yine aynı şekilde mayına basılı kalan ve ölmesine kesin gözüyle bakılan Cera karakterinin altındaki mayın asla patlamaz. Filmde ne şiddet unsurunda, ne diyalogda ne de eylemde bir doruk noktası yoktur. Onun yerine film, aniden doruk noktasında bitmek yerine yavaş yavaş sona erer. İzleyiciye alışılmış ve hazırlanılmış adrenalini sunmaz. 

 

Filmdeki diğer bir unsur ise tıpkı Virilio’nun bahsettiği enformasyon hızı ve algı manipülasyonu üzerine alaycı yaklaşımdır. Film, iki askerin yaşadığı olaylar üzerinden bambaşka bir anlatı oluşturur. O da Birleşmiş Milletler ve bünyesindeki gazeteciler üzerinden anlatılır. Bu açıdan film medyanın savaş anlatısını iki farklı perspektif üzerinden yalanlar; birincisi, kapana kısılmış ve savaşamayan iki düşmanı sunarak, diğeri ise Birleşmiş Milletler gibi güçlü kurumların başarısızlığını gizlemek için yaratılan sahte anlatıların foyasını ortaya çıkararak... Bu filmde izleyici; günümüz savaş algısının zıddını, iki askerin çaresizliğini ve görsel medyanın manipülasyon çabalarını görür. Sonuç olarak film, günümüzde yaşanan savaşlara, görsel medyanın sunduklarına ve toplumun savaşa alıştırılmasına tersi bir anlatı sunarak, Virilio’nun Dromoloji kavramına tersinden bakmamızı sağlar. 

Emre Can Acar

Yararlanılan Kaynaklar;

Towns, Armond R. Pure War: Virilio, the Cinematic, and the Racial 

Virilio, P. (1989) War and Cinema: The Logistics of Perception. Verso

Corbin, Amy, Film Quarterly, Vol. 60, No. 1

Fotoğraflar
Videolar