Susuz Yaz’da Teknik ve Estetik Okumalar

Metin Erksan’ın Susuz Yaz filmini ele aldığımız yazı dizisinin birinci kısmında, kadın ve su mülkiyetini arzu ve arzu nesnesi üzerinden kısaca incelemiştik. Bu kısımda ise filmde kullanılan çekim tekniklerine ve estetik düzenlemelere kısa bir bakış atacağız.

Dilara Şentürk 9 Temmuz 2024

Erksan filmde genel plandan omuz plana geçip, mekândan kişilere doğru yaptığı pan çekimlerini, mekânla kişiler arasındaki ilişkiyi göstermek bağlamında, estetik dehasıyla harmanladığı bir ustalıkla kullanır. Bunun bir örneğini, Osman’la Bahar’ın, Hasan’ı hapishanede ziyaret ettikten sonra köye dönerken bindikleri dolmuş sahnesinde ve su kanalının pan çekimlerindeki sahnelere geçişlerde görürüz.

Susuz Yaz’da özellikle alt açılı çekimler yoğun olarak kullanılır (Görsel 1). Osman’ın su üzerindeki iktidarını ve hükümdarlığını betimlemek, köylülere, kardeşine ve kardeşinin karısı Bahar’a karşı olan hakimiyet duygusunun işlenmesi için bu çekimler, Osman karakterini “büyük” ve “ihtişamlı” gösterir.

Görsel 1.
[“Susuz Yaz (Metin Erksan),” Metin Erksan, 27 Şubat 2020, video, 11:51 - 11:54, https://youtu.be/BwBPQIaQG3M.]

Erksan’ın filmde kullandığı bakış açısı çekimi (point-of-view shot) (Görsel 2), dönemin Türk sineması için bir ilk sayılabilir. Osman, Bahar’ı yatarken ve giyinirken gizlice izler. Kamera burada bakış açısı çekimiyle izleyiciyi Bahar’ı röntgenleyen esas kişi yerine koyar. Erksan bu teknikle, filmde Osman’ın bakış açısına göre bakmamızı sağlar ve izleyici olarak biz, filmdeki karakterle özdeşleşme sağlarız.

Görsel 2.
[“Susuz Yaz (Metin Erksan),” Metin Erksan, 27 Şubat 2020, video, 51:46 – 52:10, https://youtu.be/BwBPQIaQG3M.]

Filmde oyuncuların kadraja üstten ve alttan girip çıkışlarının alınması, yukarı ve aşağı doğru sürekli bir hareketlilik içerisinde olmaları, dönemin ticari sinemasında olduğu gibi yalnız sağdan ve soldan sahneye girişlerinin olmaması, Erksan’ın filmde yarattığı sinematografik dinamiğe de bir örnektir.

Görsel 3.
[“Susuz Yaz (Metin Erksan),” Metin Erksan, 27 Şubat 2020, video, 36:15 – 36:18, https://youtu.be/BwBPQIaQG3M.]

Erksan için filmin esas özü ışığın kullanımından geçer. Hareketli fotografik görüntülerin bir araya gelişiyle oluşan film için ışık kaynakları sadece sahnelerin aydınlatılması amacını taşımaz. Erksan bu anlamda sahneyi estetize etmek, karakterin ruh halinin betimlenmesine yardımcı olmak ve izleyicinin sahnedeki olayın içerisinde özdeşleşim sağlaması için ışık üzerinde sürekli çalışır. Özellikle filmdeki yalnızlık, dram, nefret ve bölgenin su yokluğundaki kuraklığıyla güneşin yakıcılığı gibi duygu aktarımları için sert gölgeli, yüksek kontrast ya da ters ışık çekimleri, dramatik etkiler açısından Erksan’ın başvurduğu ışık teknikleridir (Görsel 3).

Filmdeki korkuluğun, Osman tarafından Bahar ve Bahar açısından da Hasan olarak simgeselleştirilmesi de açıkça görülür (Görsel 4). 

Görsel 4.
[“Susuz Yaz (Metin Erksan),” Metin Erksan, 27 Şubat 2020, video, 1:15:32, https://youtu.be/BwBPQIaQG3M.]

Bahar Osman’dan, Hasan’ın hapishanede öldüğü yalanını duyduğunda, feryatlar içinde tarladaki korkuluğa sarılır. Karakterin sarsılmış ruh halini betimlemek için kamera, Bahar ağlayıp feryat ederken etrafında hızla dönüş yapar. Bu, Erksan’ın bireylerin ruh halini yansıttığı kamera açıları ve hareketlerinden biridir. Cumalı ise öyküde bu durumu, Bahar’ın çaresizce susup kaldığı şeklinde anlatır; ancak Erksan kadın figürünü öyküdeki kadar çaresiz ve pasif göstermemeyi seçer.

Özellikle Osman karakterinin sahnelerinde, güneşin tam tepede olduğu saatler seçilmiş ya da ışık bu düzlemde kurulmuş olabilir. Buna bağlı olarak Osman’ın yüzündeki sert gölgeler, alt açılı bir çekimle tepeden gelen ışığın, sert ve koyu gölgeler oluşturduğunu, karakterin “yüce” betimlemesine uygun olarak dramatik bir ışıklandırmanın da bu betimlemeye yardımcı olduğunu gösterir.

Dış mekânda gün ışığıyla birlikte yapay ışık kullanımı, kullanılacak ışık sayısının hesaplanmasını, bu ışıklara uygun sayısal değerlerin verilmesini ve bunları sağlayabilecek teknik elemanları gerektirir. Bu anlamda filmde, hata varsayılabilecek bazı ışık patlamalarına rastlanır. Aynı zamanda, bazı gece sahnelerinin fazla aydınlatılması, teknik kusurların çekim sonrası üretim teknikleriyle ilgili yetersizliklere bağlı olduğu düşünülebilir. Teknik açıdan karşılaştığı bu güçlükleri, Erksan bir röportajında şöyle belirtir:

“Ben; doğru dürüst stüdyolarda, doğru dürüst laboratuvarlarda, doğru dürüst film çekme araçlarıyla film çekmek isterdim her şeyden evvel. Bunlar benim bütün hayatımda olmadı. Derme çatma kameralarla, derme çatma ışıklarla, derme çatma stüdyo ve laboratuvarlarda… Türk sinemasının benim içinde bulunduğum bölümde bunlar vardı. Nasıl bir sinema yapmak isteyebilirdim bunlarla? Hiç!” [1]

Tüm bu aksaklıklar, dönemin teknik yetersizlikleri ve sansür kurulundan geçemediği için vizyona gecikmeli girmesi; Susuz Yaz’ın başarısına gölge düşürmez. Film, 1964 yılında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü alır. Bu, Türk sinemasının kazandığı o döneme kadarki en büyük uluslararası ödüldür. Bu ödülün yanı sıra film, 1964’te Acapulco Film Festivali’nde Altın Maya, yine 1964’te Venedik Film Festivali’nde özel ödül alır. Aynı zamanda filmin bu başarısından sonra Sinema Şurası toplanır ve 1965 yılında Türk Sinematek Derneği kurulur. Ayrıca Susuz Yaz’dan sonra yurtdışında yarışacak filmlerle ilgili Türkiye’de bir komite kurulmasına karar verilirken; yeni bir kanun çıkarılarak, ileride filmdeki gibi tartışmaların yaşanmaması için su kaynaklarının mülkiyeti devlete geçer. [2] 2008 yılında ise Susuz Yaz, Martin Scorsese’nin kurucusu olduğu World Cinema Foundation tarafından restore edilerek 61. Cannes Film Festivali’nde gösterilir. 

 

Notlar


[1] “‘Metin Erksan 2. Bölüm’ Türk Sinema Tarihi 13. Bölüm,” Lokomotif, 17 Ocak 2024, video, 16:35 – 17:12, https://youtu.be/duUD5vPu7nEb.

[2] Kurtuluş Kayalı, Metin Erksan Sinemasını Okumayı Denemek (Ankara: Dost, 2004), 72-79.

 

Fotoğraflar
Videolar
Yazar Profili
Dilara Şentürk
Dilara Şentürk

2 İçerik

2007 yılında Haftalık, Boxer, Madame Figaro, Instyle ve Tek Borsa dergilerinde fotoğrafçı olarak çalışma hayatına başlamıştır. Çeşitli kurumlarda polis adliye muhabirliği, set ve tanıtım fotoğrafçılığı, kitap editörlüğü, haber koordinatörlüğü ve dergi yazarlığı/editörlüğü yapmıştır. Türkiye Gazeteciler Sendikası’na bağlı olarak Yeni Medya, Dijital Dönüşüm, Yeni Haber Formatları, Online Teyit Metotları, Mobil Gazetecilik, Gazeteciler için Dijital Güvenlik eğitimleri almıştır. Akademik makale üretiminin yanı sıra, güncel/aktüel konularda da metinler üretmiştir. 2021 yılından bu yana Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nda Doktora eğitimine devam etmektedir.

Yazar Profil Sayfası