Mekânın Hafızası: Gallery SO
Mekânın Hafızası, kentin sanat galerilerini ve bu galerilerin kent belleğindeki yerini görünür kılmayı amaçlıyor. Bu sayıda, İzmir'in yerel dokusunu çağdaş sanatla buluşturarak sanatçılara hem görünürlük hem de üretim özgürlüğü sağlayan bir platform yaratmayı hedefleyen Karşıyaka'daki Gallery SO ele alınıyor.
Bir sanat galerisini ziyaret etmeye başladığımız andan itibaren, yeni bir deneyim yaşamaya başlarız. Bu deneyim, zihni dinlendirirken bizi gündelik yaşamın koşuşturmasından uzaklaştıran bir etkiye sahiptir. Görmek istediğimiz eserlere doğru adım adım ilerlerken, duvarlardaki boyanın, çerçeveleri tutan askılığın ya da spot ışıklarının farkına bile varmayabiliriz. Oysa eser ve mekânın atmosferi, birbirini tamamlayarak bizi karşılar… Mekânın Hafızası, sanat galerilerinin belleğini, özelliklerini ve sanatsal kimliğini ortaya koymayı amaçlarken; İzmir gibi kültürel çeşitliliği yüksek bir şehirde, sanat galerilerini belgeleyerek kent belleğine katkı sunmayı ve uzun vadede arşiv niteliği taşıyan bir kaynak oluşturmayı hedefliyor. İzmir’deki sanat mekânlarının ve galerilerinin tarihine uzanan bu yazı dizisi, sanat eserlerinin sergilenme alanlarını daha yakından tanıma fırsatı sunuyor.

Bu sayıda, İzmir'in yerel dokusunu çağdaş sanatla buluşturarak sanatçılara hem görünürlük hem de üretim özgürlüğü sağlayan bir platform yaratmayı hedefleyen Gallery SO ele alınıyor. Karşıyaka’da bulunan bu sanat galerisi, sanatseverleri yalnızca izleyici olarak değil, sürecin aktif bir parçası olarak konumlandırıyor. Geçtiğimiz aylarda, Safiye Otman’ın* kuruculuğunda kapılarını açan galeri, açılış sergisinde Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Grafik Bölümü’nden genç sanatçıların eserlerine yer verdi. Gallery SO, bugünlerde ise Safiye Otman’ın kişisel sergisi Mukavemet’i ağırlıyor.** Gallery SO’nun kuruluş öyküsünü, üretim süreçlerini ve galerinin İzmir’in kültürel yaşamına, kent belleğine katkılarını Safiye Otman ile konuştuk.
Gallery SO’nun kuruluş öyküsünü ve bu sürecin arkasındaki temel motivasyonları paylaşabilir misiniz?
Gallery SO, sanatın yalnızca sergilendiği değil, üretildiği ve yeniden tanımlandığı bir alan olma arzusuyla doğdu. İzmir’in yerel dokusunu çağdaş sanatla buluşturmayı, sanatçılara hem görünürlük hem de üretim özgürlüğü sağlayan bir platform yaratmayı hedefledik. Kuruluş motivasyonumuz, özellikle kadın sanatçıların sesini güçlendirmek, toplumsal cinsiyet, bellek ve mekân temalı üretimleri desteklemekti. Gallery SO, “sadece bir galeri” değil, sanatın yaşamla kurduğu ilişkinin sorgulandığı bir alan olarak tasarlandı.
Yapının tarihsel geçmişi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Gallery SO, İzmir’in köklü mahalle dokusunu taşıyan bir lokasyonda yer alıyor. Binanın geçmişinde gündelik yaşamın izleri; ailelerin, hikâyelerin, seslerin ve sessizliklerin bıraktığı bir katman bulunuyor. Bu katmanlı tarih, galeri anlayışımıza da yön veriyor. Çünkü bizim için her mekân, kendi hafızasıyla birlikte yeni anlamlar üretir. Bu nedenle binanın geçmişini koruyarak, çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumladık.

Gallery SO’nun mimari özellikleri ve iç mekân düzeni, sergileme anlayışınızı ve sanat üretim süreçlerini nasıl etkilemektedir?
Gallery SO’nun mimarisi, açık planlı, nötr renklerle tasarlanmış, ışığın sanat eserleriyle diyalog kurabildiği bir yapıya sahip. Mekânın yalınlığı, sanat eserinin özünü öne çıkarıyor. Aynı zamanda bu açıklık, sanatçılara mekânla birlikte düşünebilme imkânı sunuyor. Bizim için sergileme biçimi, sadece fiziksel bir düzen değil, aynı zamanda bir anlatı biçimidir. Her sergi, mekânın mimarisiyle yeniden yazılan bir hikâyedir.
Gerçekleştirdiğiniz projeler genellikle hangi küratoryal yaklaşımlar veya temalar etrafında şekillenmektedir?
Gallery SO’nun küratoryal yaklaşımı, belleğe, bedene, kimliğe ve toplumsal cinsiyet politikalarına odaklanır. Sanatçıların kişisel deneyimlerinden yola çıkarak evrensel sorular sormalarını teşvik ederiz. Kimi zaman bir “leke”den, kimi zaman bir “sessizlik”ten yola çıkarak; görünmeyeni görünür kılmayı amaçlayan sergiler üretiriz. Özellikle çağdaş sanat tarihiyle, çağdaş üretimler arasında köprü kurmak, bizim için bir yön değil, bir sorumluluktur. Bu bağlamlar etrafında şekillenmekte olan, global bir marka haline gelmeyi temele oturtmaktayız.
Gallery SO’nun, İzmir’in kültürel yaşamına ve kent belleğine katkısı konusunda nasıl bir değerlendirme yaparsınız?
Gallery SO, İzmir’in çağdaş sanat haritasında yeni bir düşünme alanı açtı. Yerel sanatçıları uluslararası görünürlükle buluştururken, kentin kültürel hafızasına alternatif bir katman ekledi. Ayrıca sanatseverleri yalnızca izleyici olarak değil, sürecin parçası olarak konumlandırıyoruz. Sergilerimiz, konuşmalarımız ve iş birliklerimizle İzmir’in sanat üretim ekosistemine sürdürülebilir bir katkı sağlıyoruz.
Önümüzdeki dönemde gerçekleştirmeyi planladığınız projeler, iş birlikleri veya hedefler nelerdir?
2025 sonbaharında düzenleyeceğimiz solo sergiler, toplumsal hafıza, doğa-insan ilişkisi ve feminist bakışın yeni formları üzerine odaklanacak. Ayrıca yurt dışı projelerimiz kapsamında Tiflis ve Hollanda’da yer alacak sergilerle Gallery SO’nun uluslararası görünürlüğünü artırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda genç sanatçılar için açık çağrılar, sanatçı konuşmaları ve dijital sergi projeleriyle üretim alanını daha kapsayıcı hale getireceğiz. 2026 yılı içinde ise, görünürlüğü yüksek ve kapsamlı dernekler ile büyük projelerin duyurularını da süreç içerisinde duyuracağız.
Son olarak, “mekânın hafızası” kavramı sizin için ne ifade etmektedir? Gallery SO’nun bu hafızadaki yerini nasıl tanımlarsınız?
“Mekânın hafızası” bizim için, geçmişle bugünün kesişim noktasında üretilen bir bilinçtir. Her mekânın sesi, kokusu, dokusu vardır; biz bu hafızayı sanat yoluyla görünür kılmayı seçiyoruz. Gallery SO, bu hafızada hem bir tanık hem de bir dönüştürücü olarak yer alıyor. Çünkü biz inanıyoruz ki, sanat mekânları sadece eserleri barındırmaz; aynı zamanda zamanı, duyguyu ve belleği saklar. Gallery SO, tam da bu noktada yaşayan, soluyan bir hafıza alanıdır.
*Safiye Otman, 1993 yılında Antalya’da doğdu. Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun olduktan sonra sanat pratiğini toplumsal cinsiyet, kadın hafızası ve mekan politikası ekseninde derinleştirdi. 2017 yılında da yine resim anasanat dalında yüksek lisansını tamamlayarak sanat üretimlerine devam etti. Çok küçük yaştan itibaren sanata ilgi duyan Otman, özellikle kadının görünürlüğünü, gündelik hayatta üzerini örten kodları ve sessiz direniş biçimlerini sanatsal üretimin ana eksenine taşıdı. Çalışmaları Türkiye ve uluslararası platformlarda geniş bir izleyici kitlesine ulaşmakta; feminist bakış açısı, katmanlı yüzey dili ve duygusal toplumsal hafıza arasında kurduğu bağ ile dikkat çekmektedir. Sanatçı üretimlerine İzmir’deki Gallery SO bünyesindeki atölyesinde devam ediyor.
**Gallery SO, Safiye Otman’ın kişisel sergisi Mukavemet’i ağırlıyor. Küratörlüğünü İclal Gültekin’in üstlendiği ve Kız Başına desteğiyle gerçekleşen sergi, 16 Ocak 2026 tarihine kadar ziyarete açık olacak.