Sakinlik Kavramını Yeniden Ele Almanızı Sağlayacak Filmler

“Sakin” kelimesi genel anlamıyla dinginliği, huzuru, durgunluğu ifade eder. Bu her kültürde ve dilde hemen hemen aynı kavramlara karşılık gelir. Ancak sakinliğe yol açan olgular kültürel olarak çok farklı değişkenler üzerinde yer alır. Yazıda, özel olarak seçilmiş filmlerle sakinlik kavramını yeniden düşünmemiz amaçlanmaktadır.

Emre Can Acar 16 Aralık 2021

 

Sakinlik Kavramını Yeniden Ele Almanızı Sağlayacak Filmler

“Sakin” kelimesi genel anlamıyla dinginliği, huzuru, durgunluğu ifade eder. Bu her kültürde ve dilde hemen hemen aynı kavramlara karşılık gelir. Ancak sakinliğe yol açan olgular kültürel olarak çok farklı değişkenler üzerinde yer alır. Bir İsveçli için tek başına ormanda kamp yapmak sakinlik yaratırken, bir Egeli için bu kalabalık aile masasında sahile karşı oturmak olabilir. Bu gibi örnekler kültüre ve coğrafyaya göre değişir. Evrensel bir sakinlik anlayışı yakalayamayız belki ama bir şeyi “sakin” olarak adlandırır ve ifade ederken karakterimizi ve yetiştiğimiz kültürü aktarırız. Sinema da aynı mantığı kullanarak dilini yaratır, yönetmenin karakterine ve kültürüne göre kalıplar oluşturur. Tıpkı korku filmlerinin her kültürde aynı etkiyi yaratmaması gibi, sakin olarak adlandırılan filmler de aynı etkiyi yaratmaz. İzlediğimiz filmlerin bizlerde uyandırdığı sakinlik hissi de buna göre değişkenlik gösterir. Bu yüzdendir ki mesele bir filmin ne kadar durağan ya da dingin olduğu değil, oluşturduğu dil ile bizlerde uyandırdığı hislerdir. O yüzden burada klasikleşmiş “dingin ve durağan” film listesi yerine eylemli, olay örgüsü güçlü ancak izleyende sakinliği düşündürecek filmleri ele alacağız.

Bu açıdan baktığımızda ele alabileceğimiz çok fazla film var. Ancak Ege ve Akdeniz kültürü içerisinde yetiştiğimizi unutmayarak, bu doneleri kullanan filmlere yer vereceğiz.

Pane e tulipani (Ekmek ve Lale)

 

 

 

 

 

 

 

 

Silvio Soldini’nin yönettiği 2000 yapımı film, otobüs gezisi sırasında Venedik’te bir kafede unutulan Rosalba adındaki ev hanımının hikayesini anlatır. Ana olarak romantizm temasıyla beraber “yeniden var olmak” fikrini aktaran filmin yan örgüsünde depresyon ve belirsizlik yer alır. Ancak birbirini destekleyen bu zıt olgular Akdeniz usulü sakinlik yaratır. Zira “bu mutlaka olmalı” gibi bir çabadan çok olaylar tıpkı bir nehrin akışı gibi gerçekleşir. Öte yandan klişe romantik filmlerden alışık olduğumuz gibi mükemmel güzellikte kadınlar, başarılı güçlü erkekler yoktur. Orta yaşlı, hafif kilolu, kısaca sokakta karşılaştığımız insanlardır. Ve bu durum Venedik gibi artık sembol olmuş bir şehir içerisinde naiflik yaratır. Akdeniz insanının bütün sıcakkanlılığı ve açık sözlülüğüyle de gerilimden uzak ilişkilerle, film sakin ancak merak uyandıran bir deneyim sunar.

 

Living is Easy With Eyes Closed (Gözler Kapalı Yaşamak Kolaydır)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

John Lennon’un sözünden ismini alan film hikayesini de bu yönde oluşturuyor. 1966 yılında İspanya’da öğretmenlik yapan Antonio’nun John Lennon’u görmek istemesiyle çıktığı yolda, arabasına aldığı Belen ve asi bir genç olan Juanjo’nun hikayesini anlatıyor. Üç ana karakterin de kendine has özellikleri, birbirleriyle olan ilişkileri filme dinamiklik katıyor. Ancak bu dinamiklik, drama ve ilişki yumağından çok, açık sözlülüğün rahatlatıcı etkisini yaratıyor. Zira karakterlerin zıtlıkları, birbirlerine tamamlayıcı unsur olurken hikayenin akışını kolaylaştırıyor. Bu yüzden yol hikayelerinin gelip geçici serüvenlerinin sonunda oluşan burukluk hissi burada izleyiciye aktarılmaz. Yerine İspanya’nın sıcak sakinliği içerisinde geçip giden hayatları görürüz.

 

Zorba The Greek (Zorba)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bazı filmler zamansızdır, hayatımızın dönemlerine göre farklı anlamlar çıkarır, bakış açımıza göre de yorumlarız. Zorba, hem edebi arka planıyla, hem de güçlü sinemasıyla bu filmlerin arasında yer alır. Nikos Kazantzakis’in romanından uyarlanan film, maden işi için Girit’e giden İngiliz yazar Basil’in Alexis Zorba ile tanışmasını anlatır. Sakinliğin aksine, aslında film telaş ve endişe içerisinde kurulur. Basil’in hiç bilmediği bir kültüre gelmesi, kasabalı insanların yobazlıkları, maden işinin belirsizliği gibi birçok durum vardır. Ancak Alexis Zorba’nın karakteri bütün bu olumsuzluğun içerisinde bir zıtlık yaratır. Hayatı olduğu gibi yaşayan Zorba’nın yaşam karşısındaki vurdumduymazlığı, sakinliği en saf haliyle bize verir. Zorba hayatın karşısına, Akdeniz serserisi üslubu ile dikilerek telaş ve panik gibi kavramlara meydan okur.

 

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ahmet Uluçay’ın 2004 yılında çektiği ilk uzun metraj filmi Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, köy yerinde sinema yapmaya çalışan iki gencin hikayesini anlatır. Film, başarılması zor bir şeyi gerçekleştirir. Yani hayalleri, hırsın kör edici esaretinden kurtararak anlatısını oluşturur. Bir hayali en saf biçimde gerçeğe dönüştürmeye çalışmanın yarattığı sakinlik, belki de hepimizin düşlediği bir şey, Ahmet Uluçay’ da bunu olabildiğince doğal bir şekilde ele alıyor. Ancak bu polyannacı bir bakış açısıyla değil, hayatın zorluğunu, iki gencin büyüme uğraşını ve aşklarını içine alarak yaratıyor. Diğer yandan köyde, amatör oyuncularla ortaya çıkan estetik, kendine has bir dünya yaratıyor.

 

Le conseguenze dell'amore (Aşkın Getirdikleri)

 

 

 

 

 

 

 

 

Paolo Sorrentino’nun 2004 yapımı Aşkın Getirdikleri, yıllardan beri aynı otelde yaşayan anti sosyal ancak gizemli bir adam olan Titta Di Girolamo’un genç Sofia ile tanışmasıyla bozulan düzenini anlatır. Film aslında listemizdeki diğer filmlerden farklıdır. Zira sakinliğin bozuluşunu ve yıkılışını görürüz. Film dingin ve sakin bir karakteri adeta yavaş yavaş parçalar. Ancak bunu karakteri değiştirerek yapmaz. Aksine son derece stoik biçimde olayları karşılar. Bu yüzden de olay örgüsü, hikayenin gizemlerini çözdükçe, izleyici sakinliğini yitirir. Çünkü beklediği tepki hiç bir zaman gelmez. Karşıtlık yarattığı bir diğer nokta da Akdeniz filmi olmasına karşın soğuk ve mesafeli duruşu olur. Kısaca, dinginliği meselenin diğer tarafından ele alan film, bozulmayı anlatır. Ancak nereden baktığımıza göre de kavramları şekillendirir.

Fotoğraflar
Videolar