Mekânın Hafızası: APİKAM
Mekânın Hafızası, kentin kültür sanat mekânlarını ve bu mekânların kent belleğindeki yerini görünür kılmayı amaçlıyor. Bu sayıda, Türkiye’nin ilk kent arşivi ve müzesi APİKAM ele alınıyor.
Bir sanat galerisini ziyaret etmeye başladığımız andan itibaren, yeni bir deneyim yaşamaya başlarız. Bu deneyim, zihni dinlendirirken bizi gündelik yaşamın koşuşturmasından uzaklaştıran bir etkiye sahiptir. Görmek istediğimiz eserlere doğru adım adım ilerlerken, duvarlardaki boyanın, çerçeveleri tutan askılığın ya da spot ışıklarının farkına bile varmayabiliriz. Oysa eser ve mekânın atmosferi, birbirini tamamlayarak bizi karşılar… Mekânın Hafızası, kültür sanat mekânlarının belleğini, özelliklerini ve sanatsal kimliğini ortaya koymayı amaçlarken; İzmir gibi kültürel çeşitliliği yüksek bir şehirde, bu mekânları belgeleyerek kent belleğine katkı sunmayı ve uzun vadede arşiv niteliği taşıyan bir kaynak oluşturmayı hedefliyor. İzmir’deki sanat mekânlarının ve galerilerinin tarihine uzanan bu yazı dizisi, sanat eserlerinin sergilenme alanlarını daha yakından tanıma fırsatı sunuyor.

Bu sayıda, Türkiye’nin ilk kent arşivi ve müzesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM) ele alınıyor. APİKAM, 10 Ocak 2004 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından eski İzmir İtfaiyesi Merkezi binasında açıldı. Kent tarihini ve kültürünü aydınlatmak ve tanıtmak amacıyla hizmetlerini artırarak sürdüren APİKAM, temel misyonu olan arşiv ve müzecilik faaliyetlerinin yanı sıra; sergi, yayın, eğitim, seminer, söyleşi, atölye, panel, konferans ve sempozyum gibi çalışmalarıyla da faaliyetlerini devam ettiriyor.
Bir kentin sanat hafızası yalnızca galerilerde değil, belgelerin ve anlatıların saklandığı arşivlerde de şekillenir. Bu anlamda kent arşivleri ve müzeler, sanatın kamusal görünürlüğüne katkıda bulunur. İzmir’de bu tür mekânların başında gelen APİKAM, düzenlediği sergilerle de kültürel üretime alan açıyor. APİKAM’ın tarihsel sürecini, kuruluş öyküsünü ve İzmir’in kültürel yaşamı ile kent belleğine yaptığı katkıları, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Arşivi ve Müzeler Şube Müdürü Dr. Serhan Kemal Saygı ile konuştuk.
APİKAM’ın kuruluş öyküsünü ve bu sürecin arkasındaki temel motivasyonları paylaşabilir misiniz?
Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM), kuruluşundaki adıyla söylersek; İzmir Kent Müzesi ve Arşivi (İKEMA) Türkiye’nin ilk kent arşivi ve müzesidir. 10 Ocak 2004 tarihinde, şu an çalışmalarımızı yürütmekte olduğumuz eski İzmir İtfaiyesi Merkezi binasında, merhum başkanımız Ahmet Piriştina’nın katılımıyla gerçekleşen törenle açıldı. 15 Haziran 2004’te vefatından sonra kurumumuza onun adı verildi. Zira fikir babası olmasının yanı sıra hayata geçirilmesi sürecini de bizzat yakından takip etmiş, İzmir’e yapılan kültürel yatırımlar içinde bu projeye özel bir önem vermişti.
İKEMA, Ahmet Piriştina’nın 1999 yılındaki seçim bildirgesinde, yapmayı taahhüt ettiği projeler arasında yer almıştı. Bildirgede İKEMA’nın misyonu; “Tarihsel ve geleneksel değerleri titizlikle korumak ve değerlendirmek; kent arşivini çağdaş yöntemlerle bir belgelikte derlemek” olarak ifade edilmekteydi. APİKAM; bu misyonunu kuruluşundan bugüne taşımaya devam etti ve sürekli gelişerek, kent tarihimizin ve kültürümüzün aydınlatılmasına, tanıtılmasına yönelik hizmetlerini artırarak sürdürdü. Bugün, temel misyonumuz olan arşiv ve müzecilik faaliyetlerimizin yanı sıra; sergi, yayın, eğitim, seminer, söyleşi, atölye, panel, konferans, sempozyum vb çalışmalarımızı, Sayın Başkanımız Cemil Tugay’ın kentimizin tarihsel ve kültürel değerlerinin araştırılması ve en etkin şekilde tanıtılması vizyonuyla sürdürüyoruz.

Yapının tarihsel geçmişi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kurum binamız, kentimizin kimliğini ve ruhunu temsil eden önemli hafıza mekânlarından biridir. 1922’de yaşanan büyük yangından sonra inşa edilen ilk kamu yapıları arasında özgün bir yere sahip. Erken Cumhuriyet Dönemi mimarisinin etkilerini taşıyor ve bu dönemde itfaiye merkezi olarak tasarlanan ilk yapı. Belediyemiz tarafından 1930-1932 yılları arasında inşa edildi. Mimarı, belediyemiz mimarlarından Mesut Özok. 2001 yılı Kasım ayına kadar İzmir İtfaiyesi’ne hizmet ettikten sonra, kurumumuzun hizmet binasına dönüştürülmek üzere, 2002-2004 yılları arasında restorasyonu tamamlandı. APİKAM binası, Şair Eşref Bulvarı üzerinde, kentimizin merkezindeki özel konumuyla, anlamlı tarihsel hikâyesiyle insanlarımızı kendine çekmeye, İzmir İtfaiyesi Merkezi binası olarak inşa edildiği günden buyana İzmirlilere hizmet etmeye devam ediyor.
APİKAM’ın mimari özellikleri ve iç mekân düzeni, sergileme anlayışınızı ve sergi/proje üretim süreçlerini nasıl etkilemektedir?
Binamız, geniş bir avluya ve bahçeye sahip büyük bir yapı kompleksi… Sergilerimiz, binanın hemen giriş katında yer alan ve itfaiye merkezi olarak kullanıldığı dönemde itfaiye araçlarının garajı olan, yüksek tavanlara sahip yaklaşık 400 metrekarelik bir ana salonda kuruluyor. Yapının geçmişte üstlendiği işlevi, kurduğumuz sergilerde açıklık ve hareket hissini korumamıza imkân tanıyor. Ayrıca bu alan, büyük ve çok katmanlı anlatılar ile kurulumlar oluşturmamıza olanak veriyor. Geçtiğimiz dönemlerde sergilerimizin parçası olan ve ana salon içinde konumlandıramayacağımız bazı öğeler, avlu ya da bahçe alanında sergilendi. Yine bu değerli alanda, özellikle bahar ve yaz aylarında açık hava sergileri kurabiliyoruz. Böylece kurum bünyesinde iki, hatta zaman zaman üç sergiyle ziyaretçilerimizi buluşturabiliyoruz. Bu durum, hem bizim hem de kentin sanat ve kültür hayatı için önemli bir dinamizm kaynağı. Ayrıca avlu ve bahçe içinde, kent ve kurumsal tarihimizle ilişkili kalıcı küçük sergilemeler de yapabiliyoruz.

Binamızın yapısı ve konumu gerçekten de özel. Şair Eşref Bulvarı’na bakan cephede yer alan, eski garaj kapılarından kalan beş adet niş, kimi zaman kent tarihini anlatan tarihî fotoğraflar, gazete ve dergi sayfaları gibi öğelerden ürettiğimiz görsel uygulamalara ev sahipliği yapıyor. Kimi zaman da sergilerimize ve diğer faaliyetlerimize ilişkin bilgilendirmeleri bu alanlarda paylaşıyoruz. Bu yüzeyleri, bir kent arşivi ve müzesi olarak kentliyle doğrudan temas kurduğumuz değerli alanlar olarak görüyoruz. Ayrıca sergilerimizi kentin farklı noktalarında kurarak daha geniş kitlelere ulaşmak için de özel çaba gösteriyoruz.
Gerçekleştirdiğiniz sergiler ve projeler genellikle hangi küratoryal yaklaşımlar veya temalar etrafında şekillenmektedir?
Bir kent müzesi olarak sergilerimizin öncelikli görevi ve amacı, İzmir’in tarihini, kültürünü ve değerlerini hem İzmirlilere –özellikle gençlere ve çocuklara– hem de İzmir’i ziyaret eden misafirlere aktarmak. Temalar ise İzmir gibi zengin bir geçmişe ve kültüre sahip bir kent söz konusu olduğunda büyük bir çeşitlilik arz edebiliyor. Bu çerçevede ulaşım, sağlık, ekonomi ve Millî Mücadele gibi geniş hacimli temalar, kapsamlı bir tarihsel ve kültürel perspektifle ele alındı. İzmir tarihinde derin izler bırakmış, özel bir yere sahip olan Millî Mücadele ve Erken Cumhuriyet Dönemi; başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere dönemin aktörleriyle birlikte, farklı boyutları ve kapsamlarıyla işlendi. Sergilerimiz; kimlik, kent belleği, kent dönüşümü ve gündelik hayat gibi temalar üzerine odaklanıyor. Kenti hem tarihsel bir nesne hem de yaşayan ve dönüşen organik bir yapı olarak ele almak istiyoruz. Bilinen anlatının dışındaki aktörleri ve motifleri görünür kılarak, ziyaretçiyi tek yönlü bir tarih aktarımı yerine çoğul ve eleştirel bir okumayla buluşturmayı amaçlıyoruz. Hâlihazırda ziyarete açık olan ve büyük ilgi gören İzmir Fotoğrafhanesi-Görsel Hafızanın İnşası (1840-1922) sergisi, bu yaklaşım açısından önemli bir örnek. Bununla birlikte, kent belleğinin farklı temalarına, dönemlerine ve olaylarına odaklanan; küçük bir müze ölçeğinde kurgulanan ve kalıcı yapılar olarak tasarlanan anı evleri de hayata geçirildi.

Buca’daki Göç ve Mübadele Anı Evi, Konak’taki Köy Enstitüleri Anı ve Kültür Evi ile Aziz Vukolos (Aya Vukla) Kilisesi’nin bahçesinde yer alan İzmir Gazeteciler Cemiyeti Basın Anı Evi, geçmiş dönemde APİKAM’da uygulanan küratoryal yaklaşımlar, müze pratikleri ve sergileme politikaları esas alınarak oluşturulan yapılar arasında yer alıyor. APİKAM’ın zengin arşivi, kurum tarafından hazırlanan sergiler için doğal olarak başlıca kaynak niteliği taşıyor. Sergilerimizde, tema ve konuyla uyumlu objeleri; fotoğraf, gazete, afiş ve farklı türden belgeleri sergi anlatısı bağlamında özel bir yere koyuyoruz. Ayrıca her sergi özelinde farklı müzeler, arşivler ve koleksiyonerlerle paylaşımlar ve iş birlikleri de yapıyoruz. Bunun yanı sıra çeşitli cemiyetler, dernekler ve sivil toplum kuruluşlarıyla, özellikle anı evlerinin kuruluş aşamalarında ortak çalışmalar yürüttük. Bir müzenin kurulumunda, bir anı evinin oluşumunda, bir serginin hayata geçirilmesinde, başta akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere kent kültürüne ve tarihine hâkim paydaşlarla çalışmaya önem gösteriyoruz. Çünkü biliyoruz ki ne kadar çok paydaşla çalışılırsa o kadar kapsayıcı ve geniş erimli işler ortaya çıkıyor. Sergiler, APİKAM bünyesinde çalışan; müzeolog, tarihçi, sanat tarihçisi ve arkeologlardan oluşan disiplinlerarası ekipler tarafından hazırlanıyor. Tasarımlar da benzer şekilde APİKAM bünyesinde görevli ve ekip içinde yer alan tasarımcılar tarafından gerçekleştiriliyor. Bu ekipler, kurumun koleksiyon birikimini, arşivlerini ve kente tarihsel hafızayı merkeze alan bir yaklaşımla, sergilerin hem içeriklerini hem de kurgularını birlikte oluşturuyor. Sergilerimizi söyleşiler ve paneller, küratör eşliğinde gerçekleştirilen turlar, eğitim programları gibi çeşitli etkinliklerle genişletip destekliyoruz. Çocuklara yönelik eğitim programları da bu çalışmalarımızın önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu nedenle sergilerimizi, tamamlanmış ve kapanmış yapılar olarak değil; açık kaldıkları süre boyunca gelişen ve dönüşen kültürel yapılar olarak konumlandırmayı tercih ediyoruz.
APİKAM’ın İzmir’in kültürel yaşamına ve kent belleğine katkısı konusunda nasıl bir değerlendirme yaparsınız?
APİKAM’ın İzmir’in kültürel yaşamına ve kent belleğine katkısı, kentin tarihsel birikimini yalnızca korumaya değil; bu birikimi anlamlandırmaya ve paylaşmaya yönelik bütüncül bir yaklaşım üzerinden değerlendirilebilir. Kurum; arşiv, belge, fotoğraf ve görsel-işitsel materyaller aracılığıyla İzmir’in geçmişine ait çok katmanlı bir hafıza alanı oluşturarak, kentin tarihsel sürekliliklerini ve kırılmalarını görünür kılıyor. APİKAM’ın bu birikimi sergiler, yayınlar ve tematik çalışmalar yoluyla kamusal alana taşıması, kent belleğinin dar bir uzmanlık alanı içinde kalmasının önüne geçiyor. Özellikle farklı dönemlere, toplumsal gruplara ve gündelik yaşam pratiklerine odaklanan çalışmalar, İzmir’in kültürel çeşitliliğinin ve çoğul tarih anlatılarının daha geniş kesimlerle buluşmasına imkân sağlıyor. Bunun yanı sıra kurumun eğitim programları, söyleşiler ve atölye çalışmaları aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler, hafızayı yalnızca geçmişe dönük bir bilgi alanı olarak değil, güncel toplumsal tartışmalarla ilişkili dinamik bir süreç olarak ele aldığını gösteriyor. Bu yönüyle APİKAM, kent belleğini aktaran bir arşiv olmanın ötesine geçerek, eleştirel düşünmeyi ve tarihsel farkındalığı destekleyen bir kültürel platform işlevi görüyor. Sonuç olarak APİKAM, İzmir’in kültürel yaşamında geçmişle bugün arasında süreklilik kuran, farklı hafıza katmanlarını bir araya getiren ve kentlilerin tarih ile kurdukları ilişkiyi derinleştiren önemli bir kurumdur. Kurumun çalışmaları, İzmir’de kent belleğinin çoğul, erişilebilir ve tartışmaya açık bir zeminde yeniden üretilmesine anlamlı katkılar sunuyor.

“Mekânın hafızası” kavramı sizin için ne ifade etmektedir? Mekânın bu hafızadaki yerini nasıl tanımlarsınız?
“Mekânın hafızası” kavramı, tarihsel olayların yalnızca fiziksel izlerini değil, bu olaylara ilişkin anlatıların nasıl üretildiğini, aktarıldığını ve zaman içinde nasıl dönüştürüldüğünü kapsayan çok katmanlı bir ilişki alanını ifade ediyor. Mekân, geçmişe ait bilgilerin nötr biçimde depolandığı bir alan olmaktan ziyade; hatırlama ve unutma süreçlerinin, toplumsal duygulanımların ve siyasal tercihlerinin kesiştiği bir hafıza düzlemi olarak işlev görmekte. Bu bağlamda mekânın hafızası, tarihsel sürekliliklerin yanı sıra kırılmaları, sessizlikleri ve bastırılmış anlatıları da içeren dinamik bir yapı olarak değerlendirilmekte. Bu çerçevede APİKAM, İzmir’in çok katmanlı toplumsal ve kültürel geçmişini tekil ve doğrusal bir anlatı hâlinde sunmak yerine, farklı dönemlere ve toplumsal gruplara ait hafıza parçalarının birlikte düşünülmesine imkân tanıyan bir bellek mekânı olarak konumlanıyor. Arşiv belgeleri, sözlü tarih çalışmaları, görsel materyaller ve tematik sergiler aracılığıyla kurumumuz, resmî tarih anlatısının dışında kalan deneyimlerin de görünürlük kazanmasına olanak sağlıyor. Bu yönüyle APİKAM, hafızayı sabitleyen değil; müzakereye ve yeniden yorumlamaya açan bir işlev üstleniyor. APİKAM’ın eski itfaiye binasında faaliyet göstermesi, bu hafıza yaklaşımını mekânsal düzeyde de anlamlı kılıyor. Geçmişte acil durumlara müdahale, koruma ve kamusal hizmet işlevi üstlenen yapının bugün tarihsel belleğin korunması, belgelenmesi ve kamuyla paylaşılması yönünde yeniden işlevlendirilmiş olması, mekânın süreklilik ve dönüşüm ilişkisini somut biçimde görünür kılıyor. Bu mimari ve tarihsel katman, APİKAM’ın yalnızca içerik düzeyinde değil, fiziksel varlığıyla da kamusal hafızanın taşıyıcısı olmasını sağlıyor. APİKAM bünyesinde kurgulanan mekânsal düzenlemeler ve sergileme pratikleri, mekânı yalnızca bilgi aktaran bir alan olmaktan çıkararak eleştirel bir hafıza üretim sürecinin parçası hâline getiriyor. Özellikle toplumsal travmalar, tarihsel kırılma anları ve kamusal hafızada yeterince yer bulamamış deneyimler söz konusu olduğunda, mekân pedagojik bir işlev kazanıyor; ziyaretçiyi edilgen bir izleyici konumundan çıkararak düşünsel ve duygusal bir karşılaşmaya davet ediyor. Bu yaklaşım, mekânın hafızasını çoğul ve dinamik bir yapı olarak yeniden üretiyor. Bu bağlamda APİKAM’ın hafızadaki yeri, geçmişi tamamlanmış ve kapalı bir anlatı olarak sunan bir kurumdan ziyade, tarihsel deneyimlerin güncel etik, toplumsal ve siyasal sorular eşliğinde yeniden düşünülmesini mümkün kılan yaşayan bir bellek alanı olarak tanımlanabilir. Mekân, sunduğu anlatıların yanı sıra bıraktığı boşluklar aracılığıyla da ziyaretçilerin bireysel ve kolektif hafızalarıyla ilişki kurmasına imkân tanıyor; bu yönüyle kamusal hafızanın süreklilik içinde yeniden inşasına katkı sunuyor.

Önümüzdeki dönemde gerçekleştirmeyi planladığınız projeler, iş birlikleri veya hedefler nelerdir?
Önümüzdeki dönemde, öncelikli olarak Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nin bilgi üretme ve paylaşma kapasitesini hem fiziksel hem dijital ortamda güçlendirmeyi hedefliyoruz. Kentin tarihsel ve kültürel birikimini görünür kılmaya yönelik söyleşi, panel, konferans ve sergi çalışmalarımızı sürdürecek; bu etkinlikleri yalnızca yerel ölçekte değil, ulusal ve uluslararası iş birlikleriyle daha geniş bir zemine taşımayı amaçlayacağız. Bununla birlikte dijital dönüşüm bizim için en önemli başlıklardan biri. İzmir Kalkınma Ajansı ile planlanan çalışmalar doğrultusunda dijital arşiv altyapımızı yapay zekâ destekli, çok dilli ve araştırmacı dostu bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz. Böylece hem İzmir’in kültürel mirasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hem de uluslararası arşiv ve araştırma ağlarıyla daha güçlü bağlar kurmayı amaçlıyoruz. APİKAM bahçesinde, İzmir içinde farklı kamusal alanlarda ve ilçelerimizde özellikle ulusal aidiyet günlerimizde olmak üzere, yeni sergiler açmaya devam edeceğiz. Geçtiğimiz yıl İzmir & Midilli Gastronomi ve Kültür Festivali kapsamında ilk kez yurtdışında bir sergi açtık. “Port of Civilizations: İzmir - Medeniyetlerin Limanı: İzmir” sergimiz burada oldukça ilgi gördü. Kentimizin tarihsel ve kültürel değerlerini anlatmayı hedefleyen sergilerimizi yurtdışında da açmak için çalışmalarımız devam edecek. Anı Evlerimizde de çeşitli etkinlikler gerçekleştirmeyi sürdüreceğiz. Tüm bu faaliyetlerimizi gerçekleştirirken, paydaşlarımızı çoğaltmayı, akademiyle, derneklerle, vakıflarla, sivil toplum örgütleriyle işbirliklerimizi geliştirmeyi, vatandaşlarımızın katılımını artırmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda toplumun farklı yaş gruplarına ulaşan eğitim ve kültür programlarını çeşitlendirmek, araştırma kütüphanemizi güçlendirmek ve yayıncılık faaliyetlerimizi sürdürmek de önümüzdeki dönemin temel hedefleri arasında yer alıyor. Genel olarak amacımız, kentin hafızasını koruyan bir kurum olmanın ötesine geçerek, bilgi üreten, paylaşan ve kültürel etkileşimi artıran dinamik bir merkez olmaya devam etmek.
APİKAM'da devam eden sergiler
“İzmir Fotoğrafhanesi-Görsel Hafızanın İnşası (1840-1922)”
“Cumhuriyet’in İlk Yıllarında İzmir’de Ramazan Kültürü”
“Bir Zaferin İzinde: Türk Denizciliği ve Çanakkale Gemi Modelleri”
Mekanın Hafızası, önceki sayılarda:
Mekânın Hafızası: Arkas Sanat Göztepe